<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>HaberVakti Haberler, Son Dakika, Haber, Gazeteler</title>
    <link>https://www.habervakti.net</link>
    <description>HaberVakti Haberler, Son Dakika, Haber, Gazeteler</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.habervakti.net/rss/saglik" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>HaberVakti Haberler, Son Dakika, Haber, Gazeteler</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Thu, 14 May 2026 11:36:52 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/rss/saglik"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Bakan Bilgin açıklad: 11 ilacı daha geri ödeme listesine aldık]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/bakan-bilgin-aciklad-11-ilaci-daha-geri-odeme-listesine-aldik</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/bakan-bilgin-aciklad-11-ilaci-daha-geri-odeme-listesine-aldik" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Bilgin, 11 ilacı daha geri ödeme listesine aldıklarını açıkladı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakan Bilgin, biri kanser, biri prematüre doğan bebeklerde kalp hastalığı tedavisinde kullanılan ve biri doğum sonrası aşırı kanama tedavisinde kullanılan ilaç olmak üzere 11 ilacı daha geri ödeme listesine aldıklarını açıkladı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bilgin, bu ilaçlardan 2’sinin yerli üretim olduğunu belirtti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/bakan-bilgin-aciklad-11-ilaci-daha-geri-odeme-listesine-aldik</guid>
      <pubDate>Tue, 26 Oct 2021 16:52:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/10/ilac.jpg" type="image/jpeg" length="91575"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Doğal yöntemlerle dişlerinizi nasıl beyazlatırsınız?]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/dis-beyazlatmanin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/dis-beyazlatmanin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Doğal yöntemlerle ve günde sadece kısa bir süre ayırarak dişlerinizi nasıl beyazlatırsınız? İşte beyaz dişlere sahip olmanın en kolay yolu...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Sararan ve bir türlü istenilen beyazlığa ulaşmayan dişler, rahatsız edici olabilir. Bu rahatsız edici durumdan doğal yollarla kurtulmak da mümkün.&nbsp;</p>

<p><strong>Dişlerinizi beyazlatmanın en doğal yolları:</strong><br />
<br />
<img alt="karbonat" class="img-fluid" src="https://te-habervakti-com.cdn.tebilisim.com/habervakti-com/uploads/2021/10/karbonat.jpg" style="width: 100%" / width="800" height="420"></p>

<p><strong>Karbonatlı karışım</strong></p>

<p>1 çay kaşığı karbonata aynı miktarda zeytinyağı ekleyin ve üzerine birkaç damla limon sıkın. Elde ettiğiniz karışımla dişlerinizi fırçalayın. Haftada 2 kez uygulayacağınız bu karbonatlı karışım hem dişlerinizin rengini açacak hem de ağzınızdaki bakterileri yok edecek. Bu işlem için ayrı bir diş fırçası kullanın. Yağlı kalmaması için bir süre limonlu suda bekletebilirsiniz.<br />
<br />
<img alt="tarçın" class="img-fluid" src="https://te-habervakti-com.cdn.tebilisim.com/habervakti-com/uploads/2021/10/tarcin.jpg" style="width: 100%" / width="640" height="336"></p>

<p><strong>Adaçayı ve tarçın</strong></p>

<p>Bir çay kaşığı adaçayı ile bir çay kaşığı toz tarçına birkaç damla limon damlatın. Bir fincanda iyice karıştırdığınız malzemelerle dişlerinizi fırçalayın. Haftada 3 kez tekrarlayın.<br />
<br />
<img alt="çilek" class="img-fluid" src="https://te-habervakti-com.cdn.tebilisim.com/habervakti-com/uploads/2021/10/cilek.jpg" style="width: 100%" / width="864" height="486"></p>

<p><strong>Çilek</strong></p>

<p>Orta büyüklükte bir çileği iyice ezin ve dişlerinizi fırçalayın. Bir hafta boyunca tekrarlayınız.<br />
<br />
<img alt="gliserin" class="img-fluid" src="https://te-habervakti-com.cdn.tebilisim.com/habervakti-com/uploads/2021/10/gliserin.jpg" style="width: 100%" / width="750" height="422"></p>

<p><strong>Gliserin</strong></p>

<p>Diş fırçanıza birkaç damla gliserin damlatmanız yeterli. Dişlerinizi beyazlatan gliserin aynı zamanda bakterileri öldürerek diş çürümelerinin de önüne geçer.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="enflasyon-alisveris-market-sebze" class="img-fluid" src="https://te-habervakti-com.cdn.tebilisim.com/habervakti-com/uploads/2021/09/enflasyon-alisveris-market-sebze.jpg" style="width: 100%" / width="864" height="486"></p>

<p><strong>Lifli sebze ve meyveler</strong></p>

<p>Brokoli, elma, salatalık gibi lif yönünden zengin sebzeler de dişleri beyazlatmakta oldukça güçlüdür.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/dis-beyazlatmanin</guid>
      <pubDate>Tue, 26 Oct 2021 11:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/10/dis-beyazlatma.jpg" type="image/jpeg" length="77258"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[İlaçları asla çöpe atmayın!]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/ilaclari-asla-cope-atmayin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/ilaclari-asla-cope-atmayin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kuralına uygun bertaraf edilmeyen atık ilaçlar çevre için tehdit oluşturuyor]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Pharmabotanica Turizm Geliştirme Kooperatifi Başkanı Eczacı Saydan, atık ilaçların doğaya tamamen zehir olarak geçtiğini ve bunun toprakta yetişen bitkiler aracılığıyla yemek masasına geldiğini söyledi.<br />
<br />
Ortaklarını eczacıların oluşturduğu Pharmabotanica Turizm Geliştirme Kooperatifi Başkanı Saydan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, çoğunlukla eczanelerde ve hastanelerin ilaç depolarındaki son kullanım tarihi sona ermiş ilaçların "atık ilaç" olarak adlandırıldığını ifade etti.</p>

<p>İlaçların, miadı dolduğunda Çevre ve Şehircilik Bakanlığının ilgili mevzuatı kapsamında kurallara uygun depolanıp, yüksek ısılı fırınlarda imha edilmesi gerektiğine işaret eden Saydan, eczanelerin, aile hekimliklerinin, tüm sağlık kuruluşlarının ve ecza depolarının, atık ilaçlarını 2018'de kurdukları atık ilaç ara depolama tesisine gönderebildiğini kaydetti.</p>

<p>Çevre ve Şehircilik Bakanlığının atık yönetimi mevzuatına göre hiçbir atığın toprağa, suya ve havaya karışmasına veya düşük sıcaklıkta yakılmasına izin verilmediğini anımsatan Saydan, ilaçların özel fırınlarda çok kısa süre içerisinde çevreye zarar vermeden yüksek ısıda bertaraf edildiğini anlattı.</p>

<p>Eczanelerin, biriken atık ilaçları toplayıp kayıt altına aldığını, ardından imha edilmek üzere kendilerine gönderdiğini belirten Saydan, atık ilaçların imhasının sadece bir ağırlık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini kaydetti.</p>

<p>Saydan, şöyle devam etti:</p>

<p><strong>"Yani bir eczane '10 kilo atık gönderdi' deniyor ama bu atıkların içinde hangi ilaçların olduğunun kaydı tutulmuyor. Onun için de ilaç üretiminde planlama yapılırken eksik kalınıyor. Şöyle ki ilaç firmaları bir yıl sonra ürettiği ilaçları bir yıl önce sattığı ilaçlara göre belirliyor. Bu ilaçların ne kadarının miadı geçti, bununla ilgilenmiyor, sadece satılan kısmıyla ilgileniyordu. Biz ilk defa, imha edilen ilaçların tek tek dökümünü aldığımız bir bilgisayar programı hazırladık. Şu anda bir eczaneden gelen 10 kilo atık ilacın içinde hangi ilaçların olduğunu da bir data bilgi olarak da tutuyoruz. Bu aslında önümüzdeki yıllarda ilaç üretimine önemli bir kaynak oluşturacaktır."</strong></p>

<p>Bazı eczaneler ve eczacı odaları tarafından atık ilaçların, bertaraf tesislerine toplu olarak gönderildiğine, ancak bunun da sınırlı sayıda olduğuna işaret eden Saydan, ilaçların genellikle bilinçsiz şekilde yakılarak ya da tuvalete dökülerek doğaya karıştığını, bir anlamda "çevre felaketi" yaratılarak yok edildiğini anlattı.</p>

<p>Saydan, <strong>"Çünkü ilaçlar, dozu dışında kullanımı haricinde tek başına zehirdir. Doğaya karışan cam, plastik ve kağıt, kirlilik dışında çok büyük zararlar vermeyebilir ama ilaç böyle bir atık değil. İlaç, kimyasal bir atık ve bu, doğaya tamamen zehir olarak geçer, içtiğimiz suyun, yediğimiz yiyeceklerin içerisinde, toprakta yetişen bütün bitkilerin içerisinde tekrar masanıza gelir. Size ve çocuklarınıza ulaşır." </strong>dedi.</p>

<p><strong>"Kişilerin vicdanına bırakılmamalı"</strong><br />
Her alanda gereksiz üretimin karbon salınımını artırdığını ve iklim değişikliğini etkilediğini belirten Saydan, ilaç üretiminde de benzer bir durum olduğunu kaydetti. Saydan, <strong>"Bu nedenle ilaç firmalarının üretim yaparken atık ilaçlarının miktarını bilmesi veya imha sürecinde yer alarak, ne kadar ilacının miadının geçtiğini tespit etmeleri çok önemli. İmha aşamasında ise doğaya kesinlikle karışmaması gerekiyor." </strong>ifadelerini kullandı.</p>

<p>Atık ilaçların ekonomiye verdiği zarara da dikkati çeken Saydan,<strong> "Atık ilaçların ekonomiye olan zararını görmezden gelebiliriz çünkü bu zarar bir şekilde yerine konabilir ama doğaya verdiği zarar, çocuklarımızın geleceğine verdiğimiz bir zarardır, bunun bir karşılığı olamaz. Ben bir eczacının, bir hekimin, hemşirenin ilacı bile bile çöpe atabileceğini veya tuvalete, lavaboya dökebileceğini düşünmek istemiyorum ama bunun için kural konması, kişilerin vicdanına bırakılmaması lazım." </strong>değerlendirmesinde bulundu.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"İlaçları asla çöpe atmayın"</strong><br />
Saydan, evlerdeki atık ilaçlarla ilgili olarak da vatandaşların evde ağrı kesici, ateş düşürücü, grip ilacı gibi ilaçların stokunu yapmalarını eleştirerek, <strong>"Hastalığınıza özel doktor ilaç yazdığında bunu alıp kullanıp tedavinizi yarım bırakmazsanız hiçbir ilacın miadı geçmez." </strong>dedi. Saydan, miadı geçen ilaçlar için de vatandaşlara<strong> "ilaçları asla çöpe atmayın" </strong>uyarısında bulundu.</p>

<p>Evlerdeki atık ilaçların toplanmasının belediyelerin sorumluluğunda olduğunu belirten Saydan, bu konunun yerel yönetimler tarafından ciddiye alınması gerektiğini kaydetti.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/ilaclari-asla-cope-atmayin</guid>
      <pubDate>Mon, 25 Oct 2021 11:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/10/ilac.jpg" type="image/jpeg" length="89174"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kovid-19 testinde sürüntüsüz yöntem!]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/kovid-19-testin</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/kovid-19-testin" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Türk bilim insanları, Covid-19’u saptamak için kullanılan PCR ve antijen testleri için burundan çubukla alınan örnek şeklini değiştiren ve güvenilir sonuçlar elde edilmesini sağlayan yeni yöntemi bilim dünyasına kazandırdı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Geçen yıl tüm dünyayı etkisi altına alan ve hala yaşamımızı etkileyen pandemide Covid-19'u saptamanın yolu PCR ya da antijen testinden geçiyor. Tüm dünyada her gün milyonlarca kişi bu testleri yaptırarak sonucunu bekliyor.</p>

<p>Özellikle sonbaharın başlamasıyla birlikte nezle, grip gibi enfeksiyonların yaygınlaşması, bu hastalıkların Covid-19'a benzer belirtilerinin olması, daha çok kişinin bu testleri yaptırmasına yol açıyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ÖRNEK ALMAYI KOLAYLAŞTIRIYOR</strong></p>

<p>PCR ve Antijen testleri için yeni bir örnek alma yöntemi geliştirildi. Bu geliştirilen yöntemle ağızdan alınan su ve gargara yöntemiyle koronavirüs tespit edilebilecek.</p>

<p>Dünyada ilk kez geliştirilen buluş ile ilgili açıklamalarda bulunan <strong>Prof. Dr. Tanıl Kocagöz</strong>, şöyle konuştu; "PCR için yeni örnek alma yöntemi. Burundan boğaza kadar girilen bir çubukla sürüntü almakla gerçekleştiriliyor. Bu yöntem ağrılı olabiliyor, çocuklardan örnek almak zor olabiliyor. Bu sakıncaları ortadan kaldırmak ve daha basit bir şekilde örnek alabilmek için yeni bir yöntem geliştirdik. Yöntem şu şekilde çalışıyor; 20 mm kadar içme suyunu hasta ağzına alıyor, gargara veya ağız çalkalama şeklinde yapıldıktan sonra kağıt huni yardımıyla bu suyu tüpün içine koyuyor. Tüpe eklenen polimer boncuklar hızla, su ve küçük molekülleri çekerek virüsleri konsantre ediyor. Bu işlem 5 dakika sürüyor. Polimer boncukların arasındaki konsantre virüs örneği, bir pipet aracılığıyla alınarak PCR ya da antijen testlerinde rahatlıkla kullanılabiliyor."</p>

<p><strong>DİĞER PCR TESTİNDEN FARKI NE?</strong></p>

<p>Prof. Dr. Tanıl Kocagöz, "Kullanıma sokmadan önce sonuçlardan emin olmak istedik. Bunun için büyük bir klinik çalışma gerçekleştirdik. Aynı kişilerden hem sürüntü hem gargara ile örnek aldık. Sonuç olarak ağız çalkalama ile de koronavirüsü kolay bir şekilde tespit edebildiğimizi gördük. Ürün için Sağlık Bakanlığı'ndan onay aldık. Ürün takip sistemine kaydedildi." dedi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/kovid-19-testin</guid>
      <pubDate>Wed, 20 Oct 2021 13:40:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/08/pcr-testi-1.jpg" type="image/jpeg" length="30666"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Almanya'daki araştırmadan korkutan sonuç: Koronavirüs kör edebilir!]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/koronavirus-kor-edebilir-almanyada</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/koronavirus-kor-edebilir-almanyada" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Almanya'da yapılan yeni bir araştırma korkutan sonuçlar ortaya koydu. Koronavirüsün gözdeki retinayı enfekte etmesi durumunda kişilerin körlükle karşı karşıya kalabileceği uyarısında bulundu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Alman bilim insanları tarafından yapılan bir araştırmada ortaya çıkan SARS-CoV-2 koronavirüsüyle ilgili bulgular endişeleri arttırdı. Virüsün gözlere girdiği ve retinanın fotoreseptörlerini (ışığı elektrik sinyallerine dönüştürebilen özelleşmiş bir nöron tipi) ve ganglion hücrelerini enfekte ettiği kaydedildi. Bunun bazı koronavirüs hastalarının göz problemlerinden şikayet etme nedenlerinden biri olabileceğine dikkat çekildi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ANTİKOR VİRÜSÜN ETKİSİNİ AZALTIYOR</strong></p>

<p>Araştırmacılar, olgun retinal organelleri SARS-CoV-2'ye maruz bıraktılar ve ardından zamanla virüsün aktivitesini ve replikasyon hızını izlediler. Sonuçlar, koronavirüsün retina hücrelerini enfekte ettiğini gösterdi ve retinada koronavirüs proteinlerinin varlığı gözlemlendi. Araştırmacılar, enfekte retina dokularına ACE2'ye karşı antikor enjekte ettiğinde, hücrelerdeki koronavirüs proteinlerinin miktarı önemli ölçüde azaldı.</p>

<p>Çalışmanın sonucunda gözlerdeki koronavirüs enfeksiyonunun ve retina hücrelerinde virüs replikasyonunun ACE2 reseptörlerine bağlı olduğu ve onları hedef alan ilaçların hastaların tedavisinde etkili olabileceği belirtildi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/koronavirus-kor-edebilir-almanyada</guid>
      <pubDate>Sun, 17 Oct 2021 00:11:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/09/abd-koronavirus-aa-1477987-2.jpg" type="image/jpeg" length="42703"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Kas ve eklem ağrılarında kullanılan 39 ürün piyasadan toplatılacak]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/kas-ve-eklem-agrilarinda-kullanilan-39-urun-piyasadan-toplatilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/kas-ve-eklem-agrilarinda-kullanilan-39-urun-piyasadan-toplatilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[TİTCK, kas ve eklem ağrıları için kullanılan sprey ve kremlerin yer aldığı 39 topikal ürünün piyasadan toplatılmasına karar verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu</strong> (TİTCK), 39 ürün için piyasadan toplatılma kararı aldı.</p>

<p>TİTCK'ten yapılan açıklamada,<strong> "Kas ve eklem ağrıları için kullanılan sprey ve kremlerin yer aldığı aralarında Majezik'in de bulunduğu 39 topikal ürünün piyasadan toplatılmasına karar verdi" </strong>denildi.</p>

<p><strong>İşte o ürünler;</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="WhatsApp Image 2021-10-16 at 14.40.57" class="img-fluid" src="https://te-habervakti-com.cdn.tebilisim.com/habervakti-com/uploads/2021/10/whatsapp-image-2021-10-16-at-144057.jpeg" style="width: 100%" / width="720" height="900"></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/kas-ve-eklem-agrilarinda-kullanilan-39-urun-piyasadan-toplatilacak</guid>
      <pubDate>Sat, 16 Oct 2021 14:12:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/10/eklem-agrisi-fitik.jpg" type="image/jpeg" length="31217"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TURKOVAC'ın hatırlatma dozu çalışması için 7 bin 400 gönüllü seçilecek]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/turkovacin-hatirlatma-dozu-calismasi-icin-7-bin-400-gonullu-secilecek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/turkovacin-hatirlatma-dozu-calismasi-icin-7-bin-400-gonullu-secilecek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Şehir Hastanesi Genel Hastane Başhekimi Doç. Dr. İhsan Ateş: "Çalışmaya 3 bin 700 TURKOVAC, 3 bin 700 CoronaVac gönüllüsü olmak üzere yaklaşık 7 bin 400 gönüllü dahil edeceğiz"]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>ANKARA (AA) - Ankara Şehir Hastanesi Genel Hastane Başhekimi Doç. Dr. İhsan Ateş, yerli Kovid-19 aşısı TURKOVAC'ın hatırlatma dozu çalışmasında 7 bin 400 gönüllünün yer alacağını bildirdi.</p>

<p><img alt="20211014_2_50432299_69634532_Web" class="img-fluid" src="https://te-habervakti-com.cdn.tebilisim.com/habervakti-com/uploads/2021/10/20211014-2-50432299-69634532-web.jpg" style="width: 100%" / width="1200" height="800"></p>

<p>Ateş, Ankara Şehir Hastanesi'nde basın mensuplarına yaptığı açıklamada, TURKOVAC'ın açık etiketli hatırlatma dozu çalışmasının hafta başında başladığını söyledi.</p>

<p><img alt="20211014_2_50432299_69634535_Web" class="img-fluid" src="https://te-habervakti-com.cdn.tebilisim.com/habervakti-com/uploads/2021/10/20211014-2-50432299-69634535-web.jpg" style="width: 100%" / width="1200" height="800"></p>

<p>Sağlık Bakanı Fahrettin Koca'nın dün sosyal medya hesabından yaptığı açıklamanın ardından aktif çalışmaya geçtiklerini anlatan Ateş, <strong>"Bu çalışmamız daha önce iki doz Sinovac yaptırmış ve üzerinden 90 gün geçmiş, aynı zamanda Kovid-19 enfeksiyonu geçirmemiş gönüllülere yapılacak rapel (pekiştirme) doz çalışmasıdır. Çalışmanın özelliği ise Faz 3-A dediğimiz açık etiketli olmasıdır. Yani gönüllülük kriterlerini taşıyanlar aşıyı kendisi seçecek. İsteyen gönüllümüze TURKOVAC, isteyen gönüllümüze de Sinovac yapıyoruz." </strong>bilgisini paylaştı.</p>

<p>Ateş, hatırlatma dozu çalışmasına yaklaşık 7 bin 400 gönüllünün katılacağını, bunlardan 3 bin 700'üne CoronaVac, 3 bin 700'üne de TURKOVAC uygulanacağını belirterek, <strong>"Dün itibarıyla gönüllülerimizi almaya başladık. Çok fazla sayıda gönüllü başvurusu var. Şu anda gönüllüleri, gönüllülük kriterlerine göre seçmeye başladık. An itibarıyla 100'ün üzerinde gönüllünün çalışmaya dahil olma kriterlerine uyumlu olduğunu saptadık ve şu anda aşılamaya başlamış bulunmaktayız." </strong>diye konuştu.</p>

<p>Çalışmaya 41 merkezde başlandığını dile getiren Ateş, "Büyükşehirlerimiz Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Gaziantep, Bursa olmak üzere 41 merkezde Faz 3-A çalışmamızı yürüteceğiz." dedi.</p>

<p><strong>&nbsp;"Etkinlik noktasında olumlu verilerimiz var"</strong></p>

<p>Ateş, "Sürdürülen çalışmalar kapsamında TURKOVAC'ın koruyuculuğuyla ilgili ortaya konulan bir rapor var mı?" sorusunu şöyle yanıtladı:</p>

<p><strong>"Bu çalışmadan önce Faz 2 ve rapel doz çalışmasını yaptık. Daha önce de bahsettiğimiz gibi 111 TURKOVAC, 111 CoronaVac gönüllüsü üzerinde çift kör randomize kontrollü bir çalışma planladık ve tamamladık. Dün itibarıyla birinci aydaki son gönüllümüzün de antikor düzeylerine bakarak etkinlik verilerimize ulaştık. Bu Faz 2-B çalışmamızın hem güvenlik hem de etkinlik verilerinin olumlu olması üzerine Faz 3-A çalışmamıza başladık. Şu müjdeyi verebiliriz, TURKOVAC aşımızın, CoronaVac ile yaptığımız Faz 2-B çift kör randomize kontrollü çalışmasında hem güvenli olduğu saptandı hem de etkinlik noktasında olumlu verilerimiz var."</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"TURKOVAC, Sinovac'tan daha mı etkili?"</strong> sorusuna Ateş,<strong> "Karşılaştırma aşısı olduğu için Delta, Alfa ve orijinal virüs Vuhan'a karşı nötralizan antikoru inceledik. Bazı parametrelerde çok daha iyi sonuçlar elde ettik, bazı parametrelerde de benzer yanıtlar elde ettik."</strong> dedi.</p>

<p>Ateş, <strong>"TURKOVAC için Acil Kullanım Onayı ne zaman olur? TURKOVAC, Acil Kullanım Onayı olmadan rapel doz olarak uygulanabilir mi?"</strong> sorusu üzerine, şu anda aşının rutin kullanımda bulunmadığına, Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumundan (TİTCK) alınan onay kapsamında Faz 3 klinik araştırmada uygulandığına dikkati çekti.</p>

<p>Prof. Dr. Ateş, TURKOVAC'ın, Acil Kullanım Onayı'nın, Dünya Sağlık Örgütünce belirlenen kriterlere uyum sağlanmasının ardından gerekli komisyonlar tarafından verileceğini söyledi.</p>

<p>"İlerleyen süreçte iki doz BionTech aşısı olanlara da rapel doz olarak TURKOVAC uygulanabilir mi?" sorusunu da Ateş, <strong>"Muhtemelen önümüzdeki hafta, 10 gün içinde Faz 2, BionTech üzerine aynı şekilde TURKOVAC'ın rapel doz etki ve güvenliğini inceleyeceğimiz çalışmamız da başlayacak. O çalışmada belirlenen örneklem büyüklüğü 111 vaka, en az 111 olmak üzere 150-200 civarında gönüllünün dahil edileceği 2 doz BionTech sonrası 6 ayı geçenlerde rapel doz çalışmamıza 10 gün içinde başlayacağız." </strong>şeklinde yanıtladı.</p>

<p>Bakan Koca'nın dün yaptığı paylaşımda <strong>"TURKOVAC için en az 3 bin gönüllü gerektiğini belirttiğinin" </strong>hatırlatılması üzerine Ateş, <strong>"Bu, DSÖ'nün bir kriteri. 3 bin gönüllüde güvenlik ve etkinlik verileri elde ettiğiniz takdirde bu aşıyı Acil Kullanım Onayı ile rutin kullanıma alabilirsiniz." </strong>dedi.</p>

<p><strong>"Gönüllüleri hızlı şekilde dahil edeceğimizi düşünüyoruz"</strong></p>

<p>Ateş, "Şu ana kadar 3 bin gönüllüye ulaşılamadı mı?" sorusunun ardından şunları söyledi:</p>

<p><strong>"Şu anda ciddi anlamda gönüllü dahil edilmiş bulunmaktadır. Önceki çalışma çift kör randomize bir çalışma olduğu için dahil edilenlerin ne kadarının TURKOVAC ne kadarının CoronaVac olduğunu bilmiyoruz. Bu çalışma ise açık etiketli olduğu için, 41 merkezde yapılan, gönüllülerin Türkiye geneli ulaşabileceği bir çalışma olduğu için hızlı şekilde TURKOVAC gönüllülerini dahil edeceğimizi düşünüyoruz."</strong></p>

<p>"TURKOVAC, yaygın aşılamaya ne zaman geçer?" sorusunu yanıtlayan Ateş, "Tahminlerimize göre 3 bin gönüllüye kısa sürede ulaşabiliriz gibi görünüyor. Şu anda gönüllülerimiz Türkiye genelinde bu çalışmaya dahil olmak için e-Nabız ve ALO 184 üzerinden randevu alıp aşılamaya katılabiliyorlar." dedi.</p>

<p>Ateş, Bakan Koca'nın dünkü paylaşımının ardından yaklaşık 7-8 bin civarında gönüllü başvurusu olduğunu, bunların kriterlere uygunluğunun değerlendirildiğini kaydetti.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/turkovacin-hatirlatma-dozu-calismasi-icin-7-bin-400-gonullu-secilecek</guid>
      <pubDate>Thu, 14 Oct 2021 12:05:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/10/20211014-2-50432299-69634531-web.jpg" type="image/jpeg" length="18085"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TURKOVAC'tan güzel haber: Güvenilirlik ve etkinlik noktasında olumlu sonuçlar verdi]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/turkovactan-guzel-haber-guvenilirlik-ve-etkinlik-noktasinda-olumlu-sonuclar-verdi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/turkovactan-guzel-haber-guvenilirlik-ve-etkinlik-noktasinda-olumlu-sonuclar-verdi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ankara Şehir Hastanesi Genel Hastane Başhekimi Doç. Dr. İhsan Ateş, "Faz 2 çalışmalarında aşımız hem güvenilirlik hem de etkinlik noktasında olumlu sonuçlar verdi." dedi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Ankara Şehir Hastanesi Genel Hastane Başhekimi Doç. Dr. İhsan Ateş'in açıklamalarından öne çıkan başlıklar:</p>

<p>An itibarıyla 100’ün üzerinde gönüllünün çalışma kriterlerine uyumlu olduğunu saptadık ve şu anda aşılamaya başlamış bulunmaktayız. Çalışmaya Faz 3A çalışmamıza 41 merkezde başladık. Büyükşehirlerimiz, Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Gaziantep, Bursa olmak üzere 41 merkezde Faz 3A çalışmamızı yürüteceğiz.</p>

<p>Bu çalışmadan önce Faz 2B rapel doz çalışmasını yaptık. 111 TURKOVAC, 111 CORONAVAC gönüllüsü üzerinde çift kök randomize kontrollü bir çalışma planladık ve tamamladık çalışmamızı. Dün itibarıyla birinci aydaki etkinlik verilerimize ulaştık. TURKOVAC aşımız hem güvenli olduğu saptandı hem de etkinlik noktasında olumlu verilerimiz var.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>3 bin gönüllüye kısa sürede ulaşabiliriz gibi görünüyor. Bakan beyin tweeti sonrası 7-8 bin kişi e-nabiz üzerinden başvuru yaptı</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/turkovactan-guzel-haber-guvenilirlik-ve-etkinlik-noktasinda-olumlu-sonuclar-verdi</guid>
      <pubDate>Thu, 14 Oct 2021 11:59:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/08/turkovac-asi1.jpg" type="image/jpeg" length="13370"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türkiye'de yılda yaklaşık 19 bin kadın meme kanserine yakalanıyor]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/turkiyede-yilda-yaklasik-19-bin-kadin-meme-kanserine-yakalaniyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/turkiyede-yilda-yaklasik-19-bin-kadin-meme-kanserine-yakalaniyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığı verilerine göre, Türkiye'de yılda yaklaşık 19 bin kadına meme kanseri tanısı konuluyor.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>'<strong>Meme Kanseri Farkındalık Ayı</strong>' dolayısıyla Sağlık Bakanlığı'ndan edindiği bilgiye göre, meme kanseri, Türkiye'de ve dünyada kadınlarda en sık görülen ve en çok ölüme neden olan kanserler arasında ilk sırada yer alıyor.</p>

<p>Meme dokusunda yer alan hücrelerin kontrolsüz çoğalması ile ortaya çıkan meme kanserinin, her 8 kadından birinde görülme riski bulunuyor. Tüm meme kanserlerinin yüzde 1'inden azı ise erkeklerde görülüyor.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye'de bir yıl içinde yaklaşık 19 bin kadına <strong>meme kanseri</strong> teşhisi konuluyor.<br />
<br />
Erken evrelerde tespit edilen meme kanserlerinin hem tedavisi daha başarılı oluyor hem de hastanın yaşam kalitesi önemli ölçüde artıyor. Bu kapsamda yürütülen toplum tabanlı taramalar ile kadınların olası bir kanser gelişiminin erken evrede, henüz klinik bulgular ortaya çıkmadan tespit edilmesi ve meme kanserine bağlı ölüm hızının düşürülmesi sağlanıyor.<br />
Türkiye'de 42'si mobil olmak üzere toplam 331 kanser tarama merkezi bulunuyor. Toplum tabanlı kanser taramaları, tüm illerde Kanser Erken Teşhis, Tarama ve Eğitim Merkezleri (KETEM), Aile Sağlığı Merkezleri (ASM) ve Sağlıklı Hayat Merkezlerinde (SHM) ücretsiz yapılıyor.</p>

<p><strong>Yılın ilk yarısında 700 bin meme kanseri taraması yapıldı</strong></p>

<p>Sağlık Bakanlığı'nca Kovid-19 salgınına rağmen kanser tarama programına hızla devam ediliyor.<br />
Bu kapsamda, 2021'in ilk 6 ayında 700 bini meme kanseri taraması olmak üzere toplam 2 milyon tarama yapıldı.<br />
Sağlıklı beslenme, fiziksel aktivitenin artırılması, sağlıklı kiloda olunması, sigara ve alkol kullanımından uzak durulması ile diğer kanserler gibi meme kanseri riski de azaltılabiliyor.<br />
Ayrıca, emzirmenin meme kanserinden koruduğuna dair birçok çalışma bulunduğu için tüm annelerin bebeklerini en az 2 yıl emzirmeleri öneriliyor.</p>

<p><strong>Meme kanserinde risk faktörleri</strong></p>

<p>Meme kanserinde yaşam şekliyle ilişkili değiştirilebilir risk faktörleri, fazla kilolu ya da obez olmak, yeterli fiziksel aktivite yapmamak, hiç doğum yapmamış ya da ilk doğumunu 30 yaşından sonra yapmış olmak, doğum kontrol hapı ve iğnesi kullanmak, menopoz sonrası hormon tedavisi almak, alkol kullanmak olarak sıralanıyor.<br />
Meme kanserinde değiştirilemeyecek risk faktörleri arasında ise kadın olmak, yaşın artması, belirli kalıtsal genlerin ve ailede meme kanseri öyküsünün bulunması, erken adet görmeye başlanılması, menopoza 55 yaşından sonra girilmesi, göğse radyoterapi alınması yer alıyor.</p>

<p><strong>Erken tanı yöntemleri</strong></p>

<p>Kadınlara, ilgili merkezlerde meme kanserinin erken tanısı için evlerinde uygulayabilecekleri kendi kendine meme muayenesi (KKMM) yöntemleri anlatılıyor.<br />
Kadınlara, 20 yaşından sonra her ay KKMM yapmaları öneriliyor. 40-69 yaş arası kadınlara, KKMM'nin yanı sıra yılda bir kez meme muayenesi için doktora gitmeleri, iki yılda bir de mamografi çektirmeleri tavsiye ediliyor.<br />
Her hastanın tedavisi farklılık gösteriyor ve tedavi kararında hastalığın yeri, evresi, hastanın yaşı ve diğer sağlık sorunlarının olup olmaması gibi birden fazla faktör rol oynuyor.<br />
Meme kanserinde cerrahi, ışın tedavisi (radyoterapi) ve ilaç tedavisi (kemoterapi) gibi farklı tedavi seçenekleri uygulanıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/turkiyede-yilda-yaklasik-19-bin-kadin-meme-kanserine-yakalaniyor</guid>
      <pubDate>Fri, 08 Oct 2021 12:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/09/bilim-adami-bilim-insani.jpg" type="image/jpeg" length="47041"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Evlenecek çiftlere ücretsiz SMA taraması yapılacak]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/evlenecek-ciftlere-ucretsiz-sma-taramasi-yapilacak</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/evlenecek-ciftlere-ucretsiz-sma-taramasi-yapilacak" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bakanlığınca 81 ilde, evlilik öncesindeki çiftlere ücretsiz Spinal Müsküler Atrofi (SMA) taraması yapılacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Bakanlık tarafından ülke genelinde "Evlilik Öncesi Ulusal SMA Taşıyıcı Tarama Programı" başlatılacak. Program kapsamında, 81 ilde evlenecek çiftler, ücretsiz SMA taraması yaptırabilecek.</p>

<p>Program kapsamında kullanılacak 800 bin tarama kiti alımı için Bakanlık tarafından düzenlenen ihaleye 8 Ekim saat 11.00'e kadar teklif toplanacak.</p>

<p>İhale sürecinin ardından uygulamanın hızlıca hayata geçirilmesi planlanıyor.&nbsp;</p>

<p><strong>HEDEF HASTALIKLI DOĞUMLARIN ÖNÜNE GEÇMEK</strong></p>

<p><strong>SMA </strong>genetik geçişli bir hastalık olduğundan, tarama programıyla taşıyıcı çiftlerin, evlilik öncesinde belirlenmesi amaçlanıyor.</p>

<p>Böylece, ailelere bebeğin hasta doğabileceği anlatılarak doğum öncesinde tedbir alınması sağlanacak. Bebeğin SMA'lı doğmasının önlenmesi için isteyen çiftler, tüp bebek uygulamasına yönlendirilecek.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Türkiye'de her yıl ortalama 170 SMA'lı bebek dünyaya geliyor. Uygulama, bunun önlenmesi için büyük önem taşıyor.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/evlenecek-ciftlere-ucretsiz-sma-taramasi-yapilacak</guid>
      <pubDate>Wed, 06 Oct 2021 15:16:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/08/evlilik-oncesi-danismanlik-16033951395661-b.jpg" type="image/jpeg" length="87879"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA['Kovid parmağı sendromu'nun nedenlerini ve tedavisini açıkladı]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/kovid-parmagi-sendromunun-nedenlerini-ve-tedavisini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/kovid-parmagi-sendromunun-nedenlerini-ve-tedavisini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Paris Üniversitesi tarafından gerçekleştirilen araştırma, son zamanlarda koronavirüse yakalananlarda sık görülen 'Kovid parmağı sendromu'nun nedenlerini ve tedavi yöntemlerini ortaya koydu.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>İngiltere</strong>'nin saygın tıp dergilerinden <strong>British Journal of Dermatology</strong>'de <strong>Kovid-19 </strong>geçirenlerin ayak parmaklarında kızarıklık, morluk ve şişlik oluşması ile ilgili bir araştırma gerçekleştirdi.<br />
Araştırmacılar, el ve ayak parmaklarında görülen 'kovid parmağı sendromu'nun özellikle çocuklarda ve genç erişkinlerde görüldüğünü ve son zamanlarda artışa geçtiğini belirtti.</p>

<p>Çalışmada, Kovid parmağı görülen 50 vaka ile benzer lezyonları olan ancak Kovid-19’la ilişkili olmayan 13 hasta karşılaştırıldı.<br />
<br />
Araştırma sonucunda, Kovid parmağı sendromunun bağışıklık sisteminin koronavirüse karşı saldırı moduna geçtiğinde görüldüğü belirlendi. Ayrıca, lezyonlu bölgenin içerisinde iltihap olabileceği ve yürüme zorlukları oluşturabileceği belirtildi.</p>

<p>Çalışmada yer alan Ayak Hastalıkları Uzmanı Dr. Ivan Bristow, çok uzun süre soğukta kalan veya dolaşımı zayıf olan kişilerde görülen soğuk algınlığı lezyonlarına benzer şekilde 'Kovid parmağı'nın genellikle kendi kendine iyileştiğini, ancak bazı vakalarda kremler gibi ek ilaçlar gerekebileceğini belirtti.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Danışman dermatolog ve İngiliz Cilt Vakfı sözcüsü Dr. Veronique Bataille ise, <strong>"Tedavi, döküntünün semptomlarına ve şiddetine bağlı olarak değişir. Genellikle kendi kendine çözülür, ancak haftalarca sürebilir ve akut enfeksiyondan sonra veya daha önce asemptomatik bireylerde de ortaya çıkabilir"</strong> dedi. Bataille, aşılanmış kişilerde Kovid parmağının daha nadir görüldüğünü vurguladı.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/kovid-parmagi-sendromunun-nedenlerini-ve-tedavisini-acikladi</guid>
      <pubDate>Wed, 06 Oct 2021 14:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/10/kovid-parmagi.jpg" type="image/jpeg" length="53734"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[SGK, grip aşısını ücretsiz karşılayacağını açıkladı!]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/sgk-grip-asisini-ucretsiz-karsilayacagini-acikladi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/sgk-grip-asisini-ucretsiz-karsilayacagini-acikladi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Grip aşısı ücretli olarak satılırken 65 yaş üzerindeki kişiler ile bazı kronik hastası olanlara SGK tarafından ücretsiz olarak karşılanacak.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Grip aşısı </strong>kış mevsiminin yaklaşması ile birlikte eczanelerde ücretli olarak satışa çıkarıldı. Grip aşısı fiyatı 84 TL'den satılırken SGK'den çok önemli hamle geldi. Şubat ayına kadar grip aşısı 65 yaş üzerindeki kişiler ile bazı kronik hastası olanlara <strong>SGK</strong> tarafından ücretsiz olarak karşılanacak.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>CNN Türk'te yer alan habere göre SGK yılda bir defaya mahsus milyonlarca vatandaşın Şubat dönemi içerisindeki grip aşılarını karşılayacak. Grip aşısı için ücret ödeyen ilk grup olan 65 yaş ve üzerindeki kişilerde herhangi bir belge aranmaksızın grip aşılarının karşılanacağı belirtildi.</p>

<p><strong>Ücretsiz şekilde grip aşısı, Eylül-Şubat arası SGK tarafından şu kişilere uygulanacak:</strong></p>

<p>65 yaş üzerindeki kişiler<br />
Astım dahil kronik pulmoner ve kardiyovasküler sistem hastalığı olan erişkin ve çocuklar<br />
Diyabet dahil herhangi bir kronik metabolik hastalığı olanlar<br />
Kronik renaldisfonksiyonu, hemoglobinopatisi veya immün yetmezliği olanlar veya immünsupresif tedavi alan erişkin ve çocuklar<br />
Hemoglobinopatisi veya immün yetmezliği olanlar veya immünsupresif tedavi alan erişkin ve çocuklar<br />
6 ay-18 yaş arasında olan ve uzun süreli asetil salisilik asit tedavisi alan çocuk ve adolesanlar<br />
Gebeliğin 13. haftasından doğuma kadar geçen sürede anne adayları</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/sgk-grip-asisini-ucretsiz-karsilayacagini-acikladi</guid>
      <pubDate>Mon, 04 Oct 2021 13:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/09/asi-2.jpg" type="image/jpeg" length="33204"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Stanford Üniversitesi araştırdı: Pfizer/BioNTech aşısının koruyuculuğu azalıyor]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/stanford-universitesi-arastirdi-pfizerbiontech-asisinin-koruyuculugu-azaliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/stanford-universitesi-arastirdi-pfizerbiontech-asisinin-koruyuculugu-azaliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[BioNTech için son araştırmadan çarpıcı sonuç: 7 ay sonra 3. doz olunmalı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
ABD'nin saygın üniversiteleri arasında yer alan Stanford Üniversitesi'nde yapılan son araştırmadan çarpıcı bir sonuç çıktı. En popüler Covid-19 aşısı BioNTech olanların bağışıklığı 7 ay sonra azalıyor.</p>

<p>Tüm dünya yaklaşık iki senedir Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıktığı düşünülen Covid-19 ile mücadele ederken birçok ülkede aşılamalar hızla devam ediyor. Ayrıca aşılar üzerine araştırmalar ve Covid'in kaynağının bulunması için de çalışmalar sürerken en popüler Covid-19 aşılarından biri olan Pfizer/BioNTech'e dair çarpıcı bir araştırma sonucu ortaya çıktı.</p>

<p><strong>3. DOZ AŞI OLUNMALI</strong><br />
ABD'de bulunan Stanford Üniversitesi ve Emory Üniversitesi’nden araştırmacılar, iki doz mrna bazlı Pfizer/BioNTech corona virüs aşısı olanların 6 ay sonra antikor seviyelerinin düştüğünü açıkladı. Uzmanlar, bu araştırmanın ardından üçüncüz doza yeniden dikkat çekti.</p>

<p><strong>İKİNCİ DOZDAN 6 AY SONRA BAĞIŞIKLIK AZALIYOR</strong><br />
Stanford Üniversitesi ve Emory Üniversitesi’nden araştırmacılar, çoğu genç ya da orta yaşlı olan ve sağlıklı 46 yetişkin bireyden iki doz aşı olduktan hemen sonra ve 6 ay sonra aldığı kan örneklerini karşılaştırdı. Koronavirüsün Delta, Beta ve Mu varyantlarına karşı gönüllülerin yaklaşık yarısının antikor geliştirdikleri görülürken, ikinci dozdan 6 ay sonra antikor sayısında azalma olduğu belirlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>ANTİKOR SAYISI 10 KAT AZALDI</strong><br />
Araştırmayı yürüten Bali Pulendran ve Mehul Suthar, konuya ilişkin şunları söyledi:</p>

<p><strong>''Çalışmamız Pfizer/BioNTech aşısının yüksek seviyede antikor oluşumunu sağladığını ama bu seviyenin 7 aya kadar yaklaşık 10 kat azaldığını gösterdi. SARS-CoV-2 enfeksiyonuna karşı korunmak hâlâ önemini koruyor. Bu bulgular 6 ile 7 ay sonra destekleyici bir doz corona virüs aşısının SARS-CoV-2 ve varyantlarına karşı bağışıklık sistemini güçlendireceğini ortaya koydu.''</strong></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık, Dünya</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/stanford-universitesi-arastirdi-pfizerbiontech-asisinin-koruyuculugu-azaliyor</guid>
      <pubDate>Sun, 03 Oct 2021 12:36:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/10/biontech-1.jpg" type="image/jpeg" length="31825"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[COVID-19'da 'en şanslı grup' açıklandı]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/covid-19da-en-sansli-grup-aciklandi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/covid-19da-en-sansli-grup-aciklandi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[İskoçya'da bilim insanları neden bazı insanların koronavirüse karşı daha korunaklı olduğunu belirledi. İşte koronavirüse karşı aşılılardan sonra 'en şanslı grup'...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>COVID-19 son dönemde varyantları ile gündemde. O varyantlardan en dikkat çekeni ise Delta. Delta dünya genelindeki vaka sayılarında artışa neden olurken, önemli bir araştırma sonucu İskoçya'dan geldi.</p>

<p>İngiliz Independent gazetesinde yer alan habere göre, MRC-Glasgow Üniversitesi'nde görev alan araştırmacılar koronavirüse karşı bağışıklığı şekillendirebilen geni tespit etti.</p>

<p>Ekip, bazı hastanın genetik yapısındaki küçük farklılıkların, bazı insanların COVID-19 enfeksiyonuna karşı nasıl güçlü bir doğal savunma geliştirebilmesini sağladığı görüşünde...</p>

<p>OAS1 adı verilen ve belirli bir proteini kodlayan geni keşfeden ekip bu gene sahip olan kişilerin koronavirüse karşı doğal bir savunma geliştirdiğini belirledi. Ekip söz konusu proteinin insanları nasıl koruduğuna da açıklık getirdi.</p>

<p>Sonuçları Science dergisinde yayınlanan araştırmaya göre, bazı insanları OAS1'in daha koruyucu bir türünü taşıyor. Bu tür ise virüsü tespit etmede ve hücresel silahları onunla mücadele etmek için yönlendirmede daha etkin bir rol oynuyor.</p>

<p>Başka bir deyişle OAS1'in daha koruyucu türüne ev sahipliği yapan kişiler koronavirüse karşı daha etkili bir korumaya sahipler. Hastaneye yatan COVID-19 hastalarını inceleyen ekip oldukça ilginç sonuçlara ulaştı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>OAS1'in daha koruyucu türüne sahip olan ve olmayan hastalar karşılaştırıldı. Buna sahip olmayan hastaların yoğun bakım ünitesine kaldırılma ya da ölme olasılığının 1,6 kat daha fazla olduğunu belirlendi.</p>

<p>Ancak uzmanlar bu durumun olası bir mutasyonda değişebileceğinin altını çiziyor. Zira virüsün yeni bir versiyonu OAS1'in daha koruyucu türünü yenmenin bir yolunu bulabilir.</p>

<p>Uzmanlar virüsün bu savunmayı aşma becerisini kazanmasının virüsün daha ölümcül ya da bulaşıcı hale gelmesi ile aynı anlama geldiğinin altını çiziyor.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/covid-19da-en-sansli-grup-aciklandi</guid>
      <pubDate>Fri, 01 Oct 2021 09:04:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/10/coronavirus.jpg" type="image/jpeg" length="21262"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Richard Horton: Bilimsel yayınların çoğu yalan, sağlam olmayan yöntemlerle sonuçlara varılıyor]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/richard-horton</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/richard-horton" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Dünyanın saygın tıp dergilerinden The Lancet'ın Genel Yayın Yönetmeni Richard Horton, ''Bilimsel yayınların çoğu yalan, sağlam olmayan yöntemlerle sonuçlara varılıyor.'' ifadelerini kullanmıştı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Dünyanın saygın tıp dergilerinden The Lancet'ın Genel Yayın Yönetmeni Richard Horton, 2016 yılında kaleme aldığı yazasında tıp dünyasıyla ilgili çarpıcı açıklamalarda bulunmuştu. O dönem dergide editörlük yapan Horton, şimdi derginin genel yayın yönetmeni olarak görev yapıyor.</p>

<p><em><strong>Yenisöz'ün haberine göre, </strong></em>Dünyanın en ciddi tıp dergisinin editörü olarak tanınan <strong>Richard Horton, Lancet</strong>'in 11 Nisan'da piyasaya çıkacak sayısında tıp ve bilim dünyasını sarsacak bir yazı kaleme aldı. Horton yazısında <strong>“Geçen hafta Londra'da ‘Wellcome Trust'ta gerçekleştirilen bu sempozyum, günümüz biliminin en hassas mevzularından biri olan biyomedikal araştırmaların tekrarlanabilirliği ve güvenilirliğine yani en büyük insan buluşlarından birinde bir şeylerin temelden yanlış gittiği fikrine değiniyordu”</strong> diye yazdı.</p>

<p><strong>‘YAYINLANANLARIN ÇOĞU DOĞRU DEĞİL'</strong></p>

<p>Yayınlananların çoğu doğru değil ama bu ifadeyi kimin söylediğini açıklama iznim yok. Çünkü Chatham House kurallarına uymamız istendi ve slaytların fotoğraflarını da çekmemiz yasaktı' diyen Horton, Devlet dairelerinde çalışanların özellikle yorumlarının kayda geçirilmemesini istirham ettiklerini belirtti. Lancet editörü bunun nedeninin orada olanların çoğunun İngiltere'nin bordrolu çalışanı olduğunu, bunun da ‘ifade özgürlüğü'ne ciddi kısıtlamaların getirildiği gerçeğinden kaynaklandığını kaydetti.</p>

<p><strong>‘BİLİM DEĞİL REZİL ÇIKARLAR VE YALAN'</strong></p>

<p>Küçük denek grupları, minik etkiler, geçersiz tetkik analizleri, rezil çıkar çatışmalarının yanı sıra önemli olduğu şüpheli revaçtaki trendleri takip etme takıntısından muzdarip bilimin karanlığa doğru dönüş yaptığını dile getiren Richard Horton, katılımcılardan birinin ifade ettiği gibi ‘sağlam olmayan yöntemlerle sonuçlara varıldığını yazdı ve ekledi: “Tıp dünyasında yayınlananların çoğu doğru değil, bilimsel yayınların çoğunun belki yarısı yalan…”</p>

<p><strong>‘LİTERATÜR, İSTATİSTİKSEL PERİ MASALLARIYLA KİRLETİLDİ'</strong></p>

<p>İlaç firmaları, tıp endüstrisinin önemliliğe olan aşkının, literatürü bir sürü istatistiksel peri masalıyla kirlettiğini dile getiren ünlü editör, “en kıdemli liderleri de dâhil bilim adamları, sıklıkla suiistimal derecesinde tepetaklak edilen araştırma kültürünü düzeltmek için hemen hiçbir şey yapmıyor” diye yazdı. ‘Kimse sistemi temizlemek için ilk adımı atmaya hazır değil' dedi ve ekledi: “Bilimsel literatürün en az yarısı gerçek değil!”</p>

<p><strong>İşte Richard Horton'un ‘İlacın 5 signası ne?' başlıklı yazısının Türkçe ve İngilizcesi</strong></p>

<p><strong>İlacın 5 signası ne?</strong></p>

<p><strong>Richard Horton</strong></p>

<p>“Yayınlananların çoğu doğru değil!” Bu ifadeyi kimin söylediğini açıklama iznim yok. Çünkü Chatham House kurallarına uymamız istendi. Slaytların fotoğraflarını da çekmemiz yasaktı. Devlet dairelerinde çalışanlar özellikle yorumlarının kayda geçirilmemesini istirham ettiler. Çünkü yaklaşmakta olan İngiltere seçimleri onlar için perde gerisinde durmayı gerektiren, hükümet bordrosundaki herkesin ifade özgürlüğüne ciddi kısıtlamaların getirildiği soğuk bir süreç demekti.</p>

<p><strong>BİR ŞEYLER YANLIŞ GİDİYOR</strong></p>

<p>Gizliliğe ve atıf yapılmamaya verilen bu paranoyakça ihtimam nedendi? Çünkü geçen hafta Londra'da Wellcome Trust'ta gerçekleştirilen bu sempozyum, günümüz biliminin en hassas mevzularından biri olan biyomedikal araştırmaların tekrarlanabilirliği ve güvenilirliğine yani en büyük insan buluşlarından birinde bir şeylerin temelden yanlış gittiği fikrine değiniyordu. &nbsp;&nbsp;</p>

<p><strong>‘SAĞLAM OLMAYAN YÖNTEMLERLE SONUÇLARA VARILIYOR'</strong></p>

<p>Bilime getirilen suçlama gayet açık: Bilimsel yayınların çoğunun, belki yarısının, yalan olma ihtimali var. Küçük denek grupları, minik etkiler, geçersiz tetkik analizleri, rezil çıkar çatışmalarının yanı sıra önemli olduğu şüpheli revaçtaki trendleri takip etme takıntısından muzdarip bilim, karanlığa doğru dönüş yaptı. Katılımcılardan birinin ifade ettiği gibi “sağlam olmayan yöntemlerle sonuçlara varılıyor.”</p>

<p><strong>‘EN KÖTÜ DAVRANIŞLARA YARDIM VE YATAKLIK ETTİK'</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Tıp Bilimleri Akademisi, Tıbbi Araştırmalar Konseyi, Biyo-teknoloji ve Biyoloji Bilimleri Araştırma Konseyi şöhretlerden gelen ağırlıklarını bu tartışmalı araştırma pratiklerinin sorgulanması için kullanıyor. Apaçık bir salgın hâline gelen kusurlu araştırma davranışları alarm veriyor. Bilim adamları sıklıkla, ikna edici bir hikâye bulma mücadelesi içinde, verileri dünyayı kendi tercih ettikleri şekilde resmedecek şekilde kullanıyorlar. Ya da hipotezlerini verilerini doğrulayacak şekilde revize ediyorlar. Bilimsel jurnal editörleri de eleştirilerden payını alıyor. En kötü davranışlara yardım ve yataklık ettik.</p>

<p><strong>‘LİTERATÜR İSTATİSTİKSEL PERİ MASALLARIYLA KİRLETİLDİ'</strong></p>

<p>Etki Faktörüne (IF) teslimiyetimiz, sayılı bir kaç jurnalde bir yer kapmak için girişilen sağlıksız bir rekabeti ateşledi. “Önemlilik”e olan aşkımız literatürü bir sürü istatistiksel peri masalıyla kirletti. Önemli tasdikleri reddediyoruz. Kötü olan sadece jurnaller değil. Üniversiteler de fasılasız şekilde çok ses getirecek yayın yapmayı besleyen indirgemeci kriterlerle para ve yetenek peşinde koşuyor. Araştırma ‘Mükemmeliyet Çerçevesi' gibi ulusal değerlendirme prosedürleri kötü pratikleri teşvik ediyor. Ve de bilim adamları, en kıdemli liderleri de dâhil, sıklıkla suiistimal derecesinde tepetaklak edilen araştırma kültürünü düzeltmek için hemen hiçbir şey yapmıyor.</p>

<p><strong>DÜZGÜN OLMAYI TEŞVİK EDEN HİÇBİR ŞEY YOK</strong></p>

<p>Bu kötü bilimsel tatbikat düzeltilebilir mi? Sorunun bir parçası şu ki düzgün olmayı teşvik eden hiçbir şey yok. Onun yerine, bilim adamları üretken ve inovatif olmaya teşvik ediliyor. Bilime getirilecek bir ‘Hipokrat yemini' yardımcı olabilir mi? Araştırmaya lüzumsuz formaliteler eklemekten başka bir işe kesinlikle yaramaz.</p>

<p>- Teşvikleri değiştirmek yerine belki de tüm teşvikler kaldırılmalı,</p>

<p>- Araştırma raporlarında veya hibe başvurularında tekrarlanabilirlik taahhütünde ısrarcı olunmalı,</p>

<p>- Rekabete değil işbirliğine vurgu yapılmalı,</p>

<p>- Protokollerin ön kayıtlarında ısrarcı olunmalı,</p>

<p>- Yahut yayın öncesi veya sonrası yapılacak meslektaş değerlendirmelerinden iyi olanlar ödüllendirilmeli,</p>

<p>- Araştırma eğitimi ve mentörlüğü geliştirilmeli,</p>

<p>- Geçen yıl yayınladığımız “Araştırmanın Değerini Arttırmak” serisindeki tavsiyeler yürürlüğe konmalıdır.</p>

<p>En ikna edici tavsiye biyomedikal topluluğunun dışından geldi. Tony Weidberg Oxford'da parçacık fiziği profesörü. Yüksek profilli bir dizi hatadan sonra parçacık fiziği topluluğu şimdi artık bir yayın yapılmadan önce veriyi tekrar tekrar kontrol etmeye büyük bir efor sarf ediyor. Hedef güvenilir bir sonuç ve bilim adamlarına teşvikler bu hedef doğrultusunda düzenleniyor.</p>

<p>Weidberg biomedicine'nin (kimyasal/biyolojik tıbbın) sonuçları için çıtayı çok çok düşük tuttuğumuzdan endişeli. Parçacık fiziğinde anlamlılık (significance) 5 sigmada ‘p değeri' olarak 3.5 milyonda 1 olarak konulmuş (yani verilerin son derece aşırı olup sonucun doğru çıkmamasının olasılığı).</p>

<p>Sempozyumun vardığı sonuç bir şeylerin yapılması gerektiğiydi. Aslında herkes bir şeyler yapmanın bizim gücümüz dâhilinde olduğu konusunda hem fikir gibiydi. Ancak tam olarak neyin nasıl yapılacağı konusunda sıkı cevaplar yoktu. Harekete geçmek için gücü olanlar önce bir başkasının harekete geçmesi gerekli diye düşünüyor gibiydi. Ve tabi her pozitif aksiyona (güçlü replikaların fonlanması gibi) karşı bir argüman (bilim daha az yaratıcı olacak) vardı.</p>

<p>İyi haber şu ki, bilim en kötü başarısızlıklarından birini ciddiye almaya başlıyor. Kötü haber ise, kimse sistemi temizlemek için ilk adımı atmaya hazır değil. &nbsp;</p>

<p><strong>Metnin İngilizcesi:</strong></p>

<p><strong>What is medicine's 5 sigma? </strong></p>

<p><strong>&nbsp;Richard Horton</strong></p>

<p>“A lot of what is published is incorrect.” I'm not allowed to say who made this remark because we were asked to observe Chatham House rules. We were also asked not to take photographs of slides. Those who worked for government agencies pleaded that their comments especially remain unquoted, since the forthcoming UK election meant they were living in “purdah” -a chilling state where severe restrictions on freedom of speech are placed on anyone on the government's payroll. Why the paranoid concern for secrecy and non-attribution? Because this symposium- on the reproducibility and reliability of biomedical research, held at the Wellcome Trust in London last week- touched on one of the most sensitive issues in science today: the idea that something has gone fundamentally wrong with one of our greatest human creations.</p>

<p>The case against science is straightforward: much of the scientific literature, perhaps half, may simply be untrue. Afflicted by studies with small sample sizes, tiny effects, invalid exploratory analyses, and flagrant conflicts of interest, together with an obsession for pursuing fashionable trends of dubious importance, science has taken a turn towards darkness. As one participant put it, “poor methods get results.” The Academy of Medical Sciences, Medical Research Council, and Biotechnology and Biological Sciences Research Council have now put their reputational weight behind an investigation into these questionable research practices. The apparent endemicity of bad research behaviour is alarming. In their quest for telling a compelling story, scientists too often sculpt data to fit their preferred theory of the world. Or they retrofit hypotheses to fit their data. Journal editors deserve their fair share of criticism too. We aid and abet the worst behaviours. Our acquiescence to the impact factor fuels an unhealthy competition to win a place in a select few journals. Our love of “significance” pollutes the literature with many a statistical fairy-tale. We reject important confirmations. Journals are not the only miscreants. Universities are in a perpetual struggle for money and talent, endpoints that foster reductive metrics, such as high-impact publication. National assessment procedures, such as the Research Excellence Framework, incentivise bad practices. And individual scientists, including their most senior leaders, do little to alter a research culture that occasionally veers close to misconduct.</p>

<p>Can bad scientific practices be fixed? Part of the problem is that no-one is incentivised to be right. Instead, scientists are incentivised to be productive and innovative. Would a Hippocratic Oath for science help? Certainly don't add more layers of research red-tape. Instead of changing incentives, perhaps one could remove incentives altogether. Or insist on replicability statements in grant applications and research papers. Or emphasise collaboration, not competition. Or insist on preregistration of protocols. Or reward better pre and post publication peer review. Or improve research training and mentorship.</p>

<p>Or implement the recommendations from our Series on increasing research value, published last year. One of the most convincing proposals came from outside the biomedical community. Tony Weidberg is a Professor of Particle Physics at Oxford. Following several high-profile errors, the particle physics community now invests great effort into intensive checking and re-checking of data prior to publication. By filtering results through independent working groups, physicists are encouraged to criticise.</p>

<p>Good criticism is rewarded. The goal is a reliable result, and the incentives for scientists are aligned around this goal. Weidberg worried we set the bar for results in biomedicine far too low. In particle physics, significance is set at 5 sigma—a p value of 3 × 10–7 or 1 in 3·5 million (if the result is not true, this is the probability that the data would have been as extreme as they are).</p>

<p>The conclusion of the symposium was that something must be done. Indeed, all seemed to agree that it was within our power to do that something. But as to precisely what to do or how to do it, there were no firm answers. Those who have the power to act seem to think somebody else should act first. And every positive action (eg, funding well-powered replications) has a counterargument (science will become less creative). The good news is that science is beginning to take some of its worst failings very seriously. The bad news is that nobody is ready to take the first step to clean up the system.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/richard-horton</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Sep 2021 17:46:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/09/richard-horton.jpg" type="image/jpeg" length="45474"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Aşırı stres "kırık kalp sendromu"na neden oluyor]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/asiri-stres-kirik-kalp-sendromuna-neden-oluyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/asiri-stres-kirik-kalp-sendromuna-neden-oluyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Medipol Mega Üniversite Hastanesi açıklamasında görüşlerine yer verilen Boztosun, tıbbi ismi "takotsuba kardiyomiyopatisi" olan kırık kalp sendromunda kişinin kalp krizi geçiriyormuş gibi hissettiğini]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL (AA) - Medipol Mega Üniversite Hastanesi Kardiyoloji Bölüm Başkanı Prof.Dr. Bilal Boztosun, "Aşırı stres ve üzüntü sonrası kalp kasının ani zayıflaması ile gelişen 'kırık kalp sendromu' ölümcül olabiliyor. Bu sendroma; sevilen birinin ölümü, iş kaybı, romantik ilişki sonu, astım krizi, ameliyat veya araba kazası gibi fiziksel stres, deprem veya kasırga gibi doğal afetler neden oluyor." ifadelerini kullandı.</p>

<p>Medipol Mega Üniversite Hastanesi açıklamasında görüşlerine yer verilen Boztosun, tıbbi ismi "takotsuba kardiyomiyopatisi" olan kırık kalp sendromunda kişinin kalp krizi geçiriyormuş gibi hissettiğini belirtti.</p>

<p>Boztosun, şunları kaydetti:</p>

<p><strong>"Stres kardiyomiyopatisi dediğimiz bu hastalık, duygusal vakalar ve sonunda yaşanan mutsuzluğun ardından kalbin geçici olarak 'şaşkınlaşması' durumudur. Kalp krizine ciddi şekilde tıkanmış damar neden olurken, kırık kalp sendromu tipik olarak stresli olaylardan kaynaklanır ve kalp kasının ani zayıflamasına yol açar. Kalp krizinden ayıran en önemli fark ise, bu hastaların atardamarlarda herhangi bir tıkanıklık yoktur ve kalp kası hücreleri geçici olarak sersemlerken ölmezler.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Kalp krizine benzeyen göğüs ağrısı, nefes darlığı, baş dönmesi ve mide bulantısı gibi belirtiler yaşıyorsanız vakit kaybetmeden doktora başvurun. Aşırı stres ve üzüntü sonrası kalp kasının ani zayıflaması ile gelişen 'kırık kalp sendromu' ölümcül olabiliyor. Bu sendroma; sevilen birinin ölümü, iş kaybı, romantik ilişki sonu, astım krizi, ameliyat veya araba kazası gibi fiziksel stres, deprem veya kasırga gibi doğal afetler neden oluyor."</strong></p>

<p><strong>&nbsp;"Kalp krizine benzer semptomlar hissedildiğinde doktora başvurulmalı"</strong></p>

<p>Boztosun, göğüs ağrısı, nefes darlığı veya kalp krizine benzer başka semptomlar hissedildiğinde vakit kaybetmeden doktora başvurulması gerektiğini ifade etti.</p>

<p>Stresin neden olduğu kırık kalp sendromu adı verilen bu rahatsızlığın ölümcül olabileceğini, ancak bu durumun özellikle kişi hastaneye kaldırılıp hızla tedavi edilirse nadir olacağını belirten Boztosun, şu ifadeleri kullandı:</p>

<p><strong>"Kalp kası normal haline sıklıkla döner. Ancak göğüs ağrısı ve nefes alma zorluğu şikayetlerine göre hareket etmek çok önemlidir. Elektrokardiyogram (EKG) , ekokardiyografi, göğüs röntgeni, kan testi veya diğer birkaç görüntüleme prosedüründen birini içerebilecek testlerden geçene kadar doktorlar gerçek rahatsızlığınızın ne olduğunu teşhis edemez. Çoğu hastada net tanı koymak için anjiyografi gerekir.</strong></p>

<p><strong>Sağlıklı insanlarda ve genellikle kadınlarda aniden ortaya çıkar. Yüzde 90 kırık kalp sendromu menopoz sonrası görülür. Şiddetli bir duygusal veya fiziksel stres dönemini hemen takip eder. Mevcut semptomlar kalp krizini kuvvetle düşündürür. İlk başta, hastalar kalp yetmezliği ile kritik derecede hastadır, ancak uygun bakım ile çoğu zaman hayatta kalır ve kardiyomiyopati neredeyse her zaman tamamen kaybolur."</strong></p>

<p>Boztosun, <strong>"Balon anjiyoplasti ve stent yerleştirme ve hatta ameliyat gibi kalp krizini tedavi etmek için sıklıkla kullanılan prosedürler, kırık kalp sendromu için etkili tedaviler değildir. Standart tedavi, kalp yetmezliği semptomlarını gideren ilaçların kullanımıdır. İlk iyileşme hastanede kalışla gerçekleşir. Daha sonra, yaklaşık 90 günlük bir süre boyunca hastalar, kalbi desteklemek ve güçlendirmek için kalp yetmezliğini tedavi etmek için kullanılan ilaçları alacaklardır. Çoğu hasta 30 ila 90 gün içinde iyileşir. Strese bağlı kardiyomiyopati nadiren ölümcüldür, ancak hastaların yaklaşık yüzde 20'sinde kalp yetmezliğine neden olur."</strong> değerlendirmesinde bulundu.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/asiri-stres-kirik-kalp-sendromuna-neden-oluyor</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Sep 2021 10:56:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/09/kalp.jpg" type="image/jpeg" length="26501"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Uzmanlardan "sonbahar depresyonu" uyarısı]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/uzmanlardan-sonbahar-depresyonu-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/uzmanlardan-sonbahar-depresyonu-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA["Sonbahar depresyonunun belirtilerinin çoğunu iki haftayı aşkın süredir yaşıyorsanız profesyonel anlamda bir destek almanız gerekebilir"]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>İSTANBUL(AA) - Medipol Üniversitesi Pendik Hastanesi’nden Klinik Psikolog Gözde Göktaş, <strong>"Mevsim geçişlerinde 100 kişiden 40’ını etkileyen sonbahar depresyonunda enerjide düşüş, hareketlerinde yavaşlama, kilo kaybı veya artışı, konsantrasyon güçlüğü, değersizlik hissiyatı ve uyku bozuklukları görülebiliyor." </strong>ifadelerini kullandı.</p>

<p>Medipol'den yapılan açıklamada görüşlerine yer verilen Göktaş, sonbahar bunalımının çoğu kişinin ortak derdi haline geldiğini kaydetti.</p>

<p>Göktaş, düşük ruh hali ve depresyon, kaygı ve aşırı endişe, sinirlilik hali, uyuşukluk, uykululuk ve halsizlik, günlük aktivitelerde ilgi kaybı gibi belirtilerle ortaya çıkan sonbahar depresyonunun sebeplerinden en önemlisinin güneş ışığının azalması olduğunu vurguladı.</p>

<p>Güneş ışığının azalmasının beyinde seratonin hormonunda azalma ve melatonin hormonu düzeyinde ise artışa neden olduğunu belirten Göktaş, şu değerlendirmelerde bulundu:</p>

<p><strong>“Seratonin hormonu, ruh halini, iştahı ve uyku düzenini etkiler. Uykulu ve depresif hissetme eğilimine neden olan melatonin hormonunda artış görülür. Ayrıca daha az güneş ışığına maruz kalmak daha az D vitamini anlamına da gelir. D vitamini eksikliği de depresyonla ilişkilidir. Dolayısıyla bu havalar bunalımlı ruh haline zemin hazırlar. Sonbahar depresyonundan kaçışın yolu ise rutin hayatta küçük değişiklikler yapmaktan geçer.</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Güneş ışığıyla paralel olarak beyinde seratonin hormonunun düşüşü ve melatonin hormonunda artış sonbahar depresyonunu tetikliyor. Mevsim geçişlerinde 100 kişiden 40’ını etkileyen sonbahar depresyonunda enerjide düşüş, hareketlerinde yavaşlama, kilo kaybı veya artışı, konsantrasyon güçlüğü, değersizlik hissiyatı ve uyku bozuklukları görülebiliyor."</strong></p>

<p><br />
<strong>Bitki çayı ve bol su içme tavsiyesi</strong></p>

<p><br />
Göktaş, şu bilgileri paylaştı:</p>

<p><strong>“Hava kapalı olsa dahi gün içerisinde en az 20 ila 30 dakika dışarıda vakit geçirmek size iyi gelecektir. Çok fazla uyumayın kendinizi erken kaldırmaya alıştırın. Keyif aldığınız şeyleri daha sık yapın ve sosyal hayatınıza motivasyon katacak hobiler edinmeye çalışın. Karbonhidrat ve şekerli yiyeceklerden uzak durun ve beslenme alışkanlıklarınızı düzenleyin. Sporu günlük hayatınızın bir parçası haline getirin. Spor yapmak enerjinizi arttıracağı gibi metabolizmanızı da hızlandırır.</strong></p>

<p><strong>Bol su tüketin, kafeinli içecekleri azaltmak günde 2,5 litre su içmek, bitki çayları içmek duygu durumunuzu düzenlemede size yardımcı olur. Sevdiklerinizle, arkadaşlarınızla zaman geçirmek sosyalleşmek kendinizi daha iyi hissetmenizi sağlayacaktır. Meditasyon yapın. Araştırmalar gösteriyor ki meditasyon yapmak depresyon riskini minimize ediyor. Son olarak sonbahar depresyonunun geçici bir durum olduğunu bilin.”</strong></p>

<p>Göktaş, mevsimsel depresyonların kış aylarında da görülebileceğine dikkati çekerek,<strong> “Sonbahar, yaz mevsiminden sonra olduğu için sonbahar depresyonuna daha sık rastlanır. Kişi daha önceden depresyon yaşadıysa ya da genetik yatkınlık varsa sonbahar depresyonunu yaşama ihtimali daha da artar. Depresif duygu durumu, kaygı ve endişe genellikle kadınlarda erkeklerden daha sık görülen bir durumdur. Mevsim geçişlerinde her yüz kişiden 30 ila 40 kişiyi etkileyen sonbahar depresyonu tedavi gerektirmeyen düzeyde olabilir. Ancak sonbahar depresyonunun belirtilerinin çoğunu iki haftayı aşkın süredir yaşıyorsanız profesyonel anlamda bir destek almanız gerekebilir.” </strong>ifadelerini kullandı.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/uzmanlardan-sonbahar-depresyonu-uyarisi</guid>
      <pubDate>Tue, 28 Sep 2021 10:35:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/09/sonbahar.jpg" type="image/jpeg" length="18127"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Prof. Şener'den grip vakalarında artış uyarısı]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/prof-senerden-grip-vakalarinda-artis-uyarisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/prof-senerden-grip-vakalarinda-artis-uyarisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Şener'den grip vakalarında artış uyarısı]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><br />
Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Şener, "Bu yıl grip vakalarında artış bekliyoruz. Grip, birdenbire ortaya çıkıp aniden kaybolan enfeksiyonlar değil. 2 yıldır dolaşımda olmayan virüsle tekrar karşılaşmış olacağız." dedi.</p>

<p>Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu Üyesi ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi Enfeksiyon Hastalıkları Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Şener, AA muhabirine, Türkiye ve dünyanın yaklaşık 2 yıldır yeni tip koronavirüs (Kovid-19) salgınıyla mücadele ettiğini söyledi.</p>

<p>Koronavirüsle mücadelede aşının çok önemli olduğunu vurgulayan Şener, Sağlık Bakanlığının bu konuda halkı sık sık uyardığını dile getirdi.</p>

<p>Sonbaharla birlikte bu yıl grip vakalarının da görülmeye başlandığını anlatan Şener, Kovid-19 aşısının grip aşısıyla bir ilgisinin bulunmadığını belirtti. Toplumda, <strong>"Kovid-19'a karşı aşılandığımız zaman gribe karşı da aşılanmış gibi bir yanlış algı" oluştuğuna dikkati çeken Şener, "Grip ve Kovid-19 aşısı farklıdır. Kovid-19 yaptırmış olsanız bile grip aşısını mutlaka olmamız lazım."</strong> dedi.</p>

<p><strong>"Bu sene 65 yaş üstü için grip aşısı ekstra önemli"</strong><br />
Prof. Dr. Şener, özellikle 65 yaş üstü ve kronik hastalığı olan kişilerin kış mevsimine girilmeden önce grip aşısı olması gerektiğini hatırlattı.</p>

<p>Yaklaşık 2 yıldır Türkiye ve dünyada grip enfeksiyonlarının çok fazla görülmediğini aktaran Şener, şunları kaydetti:</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>"Bu yıl grip vakalarında artış bekliyoruz. Grip, birdenbire ortaya çıkıp aniden kaybolan enfeksiyonlar değil. 2 yıldır dolaşımda olmayan virüsle tekrar karşılaşmış olacağız. Özellikle 65 yaş üstü kişilerde zatürre oranlarını düşük tutmak için grip aşısı olmak gerekir. Vücudumuzdaki antikor yanıtlarını yeniden uyarmak için grip aşısı yaptırmak gerekiyor ayrıca bu sene 65 yaş üstü için grip aşısı ekstra önemli."</strong></p>

<p>Zatürre aşısını ise her hasta grubuna önermediklerini ifade eden Şener, bu aşıyı, ileri yaş grubu, kanser hastaları ile organ nakli olan kişilere tavsiye ettiklerini sözlerine ekledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/prof-senerden-grip-vakalarinda-artis-uyarisi</guid>
      <pubDate>Sun, 26 Sep 2021 12:34:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/09/bilim-kurulu-prof-sener.jpg" type="image/jpeg" length="39822"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[TURKOVAC aşısı faz-3 çalışmaları için gönüllülere katılım çağrısı]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/turkovac-asisi-faz-3-calismalari-icin-gonullulere-katilim-cagrisi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/turkovac-asisi-faz-3-calismalari-icin-gonullulere-katilim-cagrisi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kayseri Sağlık Müdürü Ali Ramazan Benli:  "Lütfen yerli aşımızın faz-3 çalışmasına gönüllü olun ve bir an önce aşımız vücut bulsun"]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>KAYSERİ (AA) - Erciyes Üniversitesi (ERÜ) ile Sağlık Bakanlığı Türkiye Sağlık Enstitüleri Başkanlığı (TÜSEB) iş birliğiyle geliştirilen yeni tip koronavirüs (Kovid-19) aşısı "TURKOVAC", faz 3 çalışmaları kapsamında gönüllüleri bekliyor.</p>

<p>Kayseri Sağlık Müdürü Ali Ramazan Benli, AA muhabirine, ilde şu ana kadar 1 milyon 730 bin doz aşı yapıldığını söyledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><img alt="20210925_2_50172971_69061223_Web" class="img-fluid" src="https://te-habervakti-com.cdn.tebilisim.com/habervakti-com/uploads/2021/09/20210925-2-50172971-69061223-web.jpg" style="width: 100%" / width="1200" height="800"></p>

<p>Bu sayının kentin nüfusunun üzerinde olduğunu, 691 bin kişinin ise ikinci dozunun tamamlandığını anlatan Benli, birinci doz yaptıran kişi sayısının 864 bini bulduğunu ifade etti.</p>

<p>Benli, kentte 20 yaş üzerindeki yaklaşık 200 bin kişinin hiç aşı olmadığına dikkati çekerek, bu durumun salgında işleri zorlaştırdığını vurguladı.</p>

<p>Devletin sunduğu ücretsiz aşı imkanına bir şekilde vatandaşların ulaşması gerektiğini belirten Benli, <strong>"Çünkü toplumsal bağışıklığın oluşabilmesi bu yollardan geçiyor. Elimizdeki verilerle aşının, hastane yatışlarını, yoğun bakım yatışlarını yüksek derecede önlediğini biliyoruz. Bu bizim için en önemli veri." </strong>diye konuştu.</p>

<p>Erciyes Üniversitesindeki bilim insanlarının, TURKOVAC Aşısı Proje Lideri Prof. Dr. Aykut Özdarendeli öncülüğünde aşı geliştirdiklerini anımsatan Benli,<strong> "Bu aşının geldiğimiz aşamada faz-3 çalışması devam etmekte. Faz-3 çalışma verileri açıklandıktan sonra sayın Bakanımızın söylediği gibi acil kullanım onayı alınacaktır. İnşallah önümüzdeki süreçlerde TURKOVAC aşısını da gözlemlemiş olacağız. Gönüllülerimizi bekliyoruz. Lütfen yerli aşımızın faz-3 çalışmasına gönüllü olun ve bir an önce aşımız vücut bulsun."</strong> ifadelerini kullandı.</p>

<p>Benli, hastanelerden aldıkları veri analizlerinden üç önemli sonuç çıkardıklarına işaret ederek, şunları kaydetti:</p>

<p><strong>"Birincisi; çift doz Sinovac aşılılar mutlaka üçüncü dozu olsunlar. Mümkünse BionTech. İki; gebe aşılamasını mutlaka yapmamız gerekiyor çünkü anne kayıplarımız oluyor. Üç; onkolojik, özellikle yaşlı onkolojik hastalarımız iki doz Sinovac'ta kalmasınlar, mutlaka üçüncü dozlarını tamamlasınlar."</strong></p>

<p>Okullarda belli bir hareketlilik başladığı için vakalar çıktığını aktaran Benli, ancak kendilerini yoracak bir durumun söz konusu olmadığını sözlerine ekledi.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/turkovac-asisi-faz-3-calismalari-icin-gonullulere-katilim-cagrisi</guid>
      <pubDate>Sat, 25 Sep 2021 12:17:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/09/turkovac-1.jpg" type="image/jpeg" length="15947"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Covid-19 ile grip arasındaki farklar nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/covid-19-ile-grip-arasindaki-farklar-nelerdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/covid-19-ile-grip-arasindaki-farklar-nelerdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Sağlık Bilimleri Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Gerek, Covid-19 ile grip enfeksiyonu arasındaki farkları anlattı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Prof. Dr. Gerek, mevsim itibarıyla viral üst solunum yolu enfeksiyonlarının daha yoğun olacağı bir döneme girildiğini söyledi.<br />
<br />
Covid-19 ile grip enfeksiyonunun ortak semptomlarının çok fazla olduğunu vurgulayan Gerek şöyle konuştu: “Özellikle delta varyantının neden olduğu Covid-19’da yüksek ateş, öksürük, aşırı halsizlik, mide ve bağırsak rahatsızlıkları, koku ve tat alma bozukluğu, dengeyle ilgili semptomlar ön plana çıkıyor.</p>

<p>Gribal enfeksiyonda yine yüksek ateş, aşırı halsizlik gibi bulgular var.“</p>

<p>Gerek, Covid-19 ve grip semptomlarındaki farklılıklara ilişkin ise şu bilgileri verdi: “Gribal enfeksiyonlarda ishal, karın ağrısı gibi mide ve bağırsaklarla ilgili semptomları daha az görüyoruz.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Covid-19’daki koku ve tat alma bozukluğunu genelde gribal enfeksiyonlarda çok görmüyoruz.</p>

<p>Akciğer tutulumunu, nefes almayı güçleştiren, kandaki oksijen düzeyini azaltan, oksijen ihtiyacını ortaya çıkaran durumu gribal enfeksiyonda eğer çok özel bir durum, ek hastalıklar yoksa çok görmüyoruz.</p>

<p>Gribal enfeksiyonu Covid-19’dan bu şekilde ayırt edebiliriz.“</p>

<p><strong>‘Antibiyotiklerin yeri yok’</strong></p>

<p>Grip, soğuk algınlığı semptomları olan hastalara, doktora görünmeden antibiyotik kullanmamaları uyarısında bulunan Gerek, “Viral enfeksiyonlarda hiçbir şekilde antibiyotiğin yeri yok” dedi.</p>

<p>Gerek ayrıca Covid-19 ile gribal enfeksiyonların yayılmasının önlenmesi için maske, mesafe ve hijyen kurallarına titizlikle uyulması gerektiğinin altını çizdi.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Sağlık</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/covid-19-ile-grip-arasindaki-farklar-nelerdir</guid>
      <pubDate>Fri, 24 Sep 2021 16:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/08/koronavirus-mutasyon.jpg" type="image/jpeg" length="80021"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
