<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/" xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/" version="2.0">
  <channel>
    <title>HaberVakti Haberler, Son Dakika, Haber, Gazeteler</title>
    <link>https://www.habervakti.net</link>
    <description>HaberVakti Haberler, Son Dakika, Haber, Gazeteler</description>
    <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.habervakti.net/rss/edebiyat" type="application/rss+xml"/>
    <language>tr-TR</language>
    <copyright>HaberVakti Haberler, Son Dakika, Haber, Gazeteler</copyright>
    <category>News</category>
    <lastBuildDate>Sat, 02 May 2026 23:35:26 +0300</lastBuildDate>
    <ttl>1</ttl>
    <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/rss/edebiyat"/>
    <atom:link rel="hub" href="https://pubsubhubbub.appspot.com/"/>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk edebiyatında en mükemmel 5 şiir!]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/turk-edebiyatinda-en-mukemmel-5-siir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/turk-edebiyatinda-en-mukemmel-5-siir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Ülkemiz dünya edebiyatları arasında cihanın ileri gelenlerindendir. Bunu sağlayan şiirlerden onunu sizin için derledik.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<h2>1. Cemal Süreya-Biliyorum Sana Giden Yollar Kapalı</h2>

<p></p>

<p><img height="675" src="https://te-habervakti-com.cdn.tebilisim.com/habervakti-com/uploads/2021/10/cemal-sureya-siirleri-cemal-sureya-ask-siirleri-14214485-2832-amp.jpg" style="width: 802px; height: 451px;" width="1200" /></p>

<p>Platonikliğin, tek yanlı aşkın haykırışıdır bu şiir. Belki de daha önce hiç bu denli güzel anlatılmamıştır karşılıksız sevdalar.</p>

<p></p>

<p><em>Biliyorum sana giden yollar kapalı<br />
Üstelik sen de hiçbir zaman sevmedin beni</em></p>

<p><em>Ne kadar yakından ve arada uçurum;<br />
İnsanlar, evler, aramızda duvarlar gibi</em></p>

<p><em>Uyandım uyandım, hep seni düşündüm</em><br />
<em>Yalnız seni, yalnız senin gözlerini</em></p>

<p><em>Sen Bayan Nihayet, sen ölümüm kalımım<br />
Ben artık adam olmam bu derde düşeli</em></p>

<p><em>Şimdilerde bir köpek gibi koşuyorum ordan oraya<br />
Yoksa gururlu bir kişiyim aslında, inan ki</em></p>

<p><em>Anımsamıyorum yarı dolu bir bardaktan su içtiğimi</em><br />
<em>Ve içim götürmez kenarından kesilmiş ekmeği</em></p>

<p><em>Kaç kez sana uzaktan baktım 5.45 vapurunda;<br />
Hangi şarkıyı duysam, bizimçin söylenmiş sanki</em></p>

<p><em>Tek yanlı aşk kişiyi nasıl aptallaştırıyor</em><br />
<em>Nasıl unutmuşum senin bir başkasını sevdiğini</em></p>

<p><em>Çocukça ve seni üzen girişimlerim oldu;<br />
Bağışla bir daha tekrarlanmaz hiçbiri</em></p>

<p><em>Rastlaşmamak için elimden geleni yaparım</em><br />
<em>Bu böyle pek de kolay değil gerçi...</em></p>

<p><em>Alışırım seni yalnız düşlerde okşamaya;<br />
Bunun verdiği mutluluk da az değil ki</em></p>

<p><em>Çıkar giderim bu kentten daha olmazsa,<br />
Sensizliğin bir adı olur, bir anlamı olur belki</em></p>

<p><em>İnan belli etmem, seni hiç rahatsız etmem,</em><br />
<em>Son isteğimi de söyleyebilirim şimdi:</em></p>

<p><em>Bir geceyarısı yazıyorum bu mektubu<br />
Yalvarırım onu okuma çarşamba günleri.</em></p>

<p><em>CEMAL SÜREYA</em></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<h2>2- Atilla İlhan – Ben Sana Mecburum</h2>

<p><img alt="Attila_İlhan" class="img-fluid" src="https://te-habervakti-com.cdn.tebilisim.com/habervakti-com/uploads/2021/10/attila-ilhan.jpg" style="width: 308px; height: 378.844px;" / width="800" height="985"></p>

<p>Attilla İlhan'ın kaleminden sevgiliye mutlak bir muhtaçlık hissettiren şiirdir. Mesafelere takılmaz çünkü o, mecburdur.&nbsp;</p>

<p><em>Ben sana mecburum bilemezsin</em><br />
<em>Adını mıh gibi aklımda tutuyorum</em><br />
<em>Büyüdükçe büyüyor gözlerin</em><br />
<em>Ben sana mecburum bilemezsin</em><br />
<em>İçimi seninle ısıtıyorum.</em></p>

<p><em>Ağaçlar sonbahara hazırlanıyor</em><br />
<em>Bu şehir o eski&nbsp;İstanbul&nbsp;mudur</em><br />
<em>Karanlıkta bulutlar parçalanıyor</em><br />
<em>Sokak lambaları birden yanıyor</em><br />
<em>Kaldırımlarda yağmur kokusu</em><br />
<em>Ben sana mecburum sen yoksun.</em></p>

<p><em>Sevmek kimi zaman rezilce korkuludur</em><br />
<em>İnsan bir akşamüstü ansızın yorulur</em><br />
<em>Tutsak ustura ağzında yaşamaktan</em><br />
<em>Kimi zaman ellerini kırar tutkusu</em><br />
<em>Bir kaç hayat çıkarır yaşamasından</em><br />
<em>Hangi kapıyı çalsa kimi zaman</em><br />
<em>Arkasında yalnızlığın hınzır uğultusu</em></p>

<p><em>Fatih’te yoksul bir gramofon çalıyor</em><br />
<em>Eski zamanlardan bir cuma çalıyor</em><br />
<em>Durup köşe başında deliksiz dinlesem</em><br />
<em>Sana kullanılmamış bir gök getirsem</em><br />
<em>Haftalar ellerimde ufalanıyor</em><br />
<em>Ne yapsam ne tutsam nereye gitsem</em><br />
<em>Ben sana mecburum sen yoksun.</em></p>

<p><em>Belki haziran da mavi benekli çocuksun</em><br />
<em>Ah seni bilmiyor kimseler bilmiyor</em><br />
<em>Bir şilep sızıyor ıssız gözlerinden</em><br />
<em>Belki Yeşilköy’de uçağa biniyorsun</em><br />
<em>Bütün ıslanmışsın tüylerin ürperiyor</em><br />
<em>Belki körsün kırılmışsın telaş içindesin</em><br />
<em>Kötü rüzgar saçlarını götürüyor</em></p>

<p><em>Ne vakit bir yaşamak düşünsem</em><br />
<em>Bu kurtlar sofrasında belki zor</em><br />
<em>Ayıpsız fakat ellerimizi kirletmeden</em><br />
<em>Ne vakit bir yaşamak düşünsem</em><br />
<em>Sus deyip adınla başlıyorum</em><br />
<em>İçim sıra kımıldıyor gizli denizlerin</em><br />
<em>Hayır başka türlü olmayacak</em><br />
<em>Ben sana mecburum bilemezsin.</em></p>

<p></p>

<h2>3- Özdemir Asaf –Lavinia</h2>

<p></p>

<p>Özdemir Asaf'ın ortaokuldaki aşkına yazıp nihayetinde şiir okuma yarışmasında okuduğu şiirdir. Uğruna şiir yazılan hanımefendi şiiri duyunca utanarak salondan çıkmıştır. Lavinia seslenişi onun çıkışına dur niteliğindedir.</p>

<p></p>

<p><em>Sana gitme demeyeceğim<br />
Üşüyorsun ceketimi al<br />
Günün en güzel saatleri bunlar<br />
Yanımda kal</em></p>

<p><em>Sana gitme demeyeceğim<br />
Gene de sen bilirsin<br />
Yalanlar istiyorsan yalanlar söyleyeyim<br />
İncinirsin</em></p>

<p><em>Sana gitme demeyeceğim<br />
Ama gitme Lavinia<br />
Adını gizleyeceğim<br />
Sen de bilme Lavinia</em></p>

<h2>4- Ahmet Haşim – Merdiven</h2>

<p>Ahmet Haşim'in hayatı ve hissiyat durumunu anlatan bu şiir "Dedublüman" tarafından bestelenmiştir.</p>

<p></p>

<p><em>Ağır, ağır çıkacaksın bu merdivenlerden,<br />
Eteklerinde güneş rengi bir yığın yaprak,<br />
Ve bir zaman bakacaksın semâya ağlayarak…</em></p>

<p><em>Sular sarardı… yüzün perde perde solmakta,<br />
Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta…</em></p>

<p><em>Eğilmiş arza, kanar, muttasıl kanar güller;<br />
Durur alev gibi dallarda kanlı bülbüller,<br />
Sular mı yandı? Neden tunca benziyor mermer?</em></p>

<p><em>Bu bir lisân-ı hafîdir ki ruha dolmakta,<br />
Kızıl havâları seyret ki akşam olmakta…</em></p>

<h2>5- Cahit Sıtkı Tarancı-Gün Eksilmesin Penceremden</h2>

<p>Ne doğan güne hükmüm geçer,<br />
Ne halden anlayan bulunur;<br />
Ah aklımdan ölümüm geçer;<br />
Sonra bu kuş, bu bahçe, bu nur.</p>

<p>Ve gönül Tanrısına der ki:<br />
- Pervam yok verdiğin elemden;<br />
Her mihnet kabulüm, yeter ki<br />
Gün eksilmesin penceremden!</p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-Sanat, Edebiyat</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/turk-edebiyatinda-en-mukemmel-5-siir</guid>
      <pubDate>Wed, 27 Oct 2021 15:47:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/10/turk-edebiyatindaki-en-iyi-bes-siir.png" type="image/jpeg" length="66859"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Alavere ne demektir?]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/alavere-ne-demek</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/alavere-ne-demek" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Zengin bir dil olan Türkçemizde bilmediğimiz çok kelime var, bunlardan biri olan alavere kelimesi ne anlama gelir?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Asıl anlamı "elden ele geçirmektir". Baktığımız zaman bu anlam mantıklıdır çünkü kelime "ala" ve "vere" olan iki kelimeden oluşur Bu kelimelerin bu kalıba ne zaman girdiği bilinmemektedir. Bir diğer anlamı ise kargaşalık demektir. Üçüncü ve son anlamı ise vapurlarda bu biçimde taşıma işi için bordalarda kurulan basamaklı iskeledir.</p>

<p></p>

<h2>ÖRNEK CÜMLELER</h2>

<p>1. Mert ile kendi kalemizden karşı takımın kalesine kadar topu alavere gol attık.</p>

<p>2. Şifonyerin üzerinde duran heykel davette kaybolunca oratlığı alavereye verdi</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>3. Yayla Sahili'nde biz denize girerken ilerideki limanda denizciler alavere kurdu.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Kültür-Sanat, Edebiyat</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/alavere-ne-demek</guid>
      <pubDate>Wed, 27 Oct 2021 15:25:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/10/alavere.jpg" type="image/jpeg" length="98994"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Klasik Türk edebiyatında caize(ihsan)]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/klasik-turk-edebiyatinda-caize</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/klasik-turk-edebiyatinda-caize" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Klasik Türk edebiyatında caize(ihsan)... Caizenin diğer adları... Türk edebiyatında caizeyi anlatan bazı mısralar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Klasik Türk edebiyatında caize(ihsan)</strong></p>

<p>Eskiden şâirlerin yüksek mevkilerde bulunan kişilere sundukları medhiyeler karşılığında aldıkları hediyeye câize denirdi. Câize'ye "sıla, bahşiş, ihsân" adları da verilebilir. Câize genellikle para cinsinden olurdu.</p>

<p><strong>Caizeyi anlatan bazı mısralar:</strong></p>

<p><em>Kıymet-i şi'ri eden himmet-i şiir gibi pest</em></p>

<p><em>Şairin meskenet-i caize-cüyanesidir</em></p>

<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;(Lâ Edri)</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p>

<p><em>Sözleri bir çürik akçe etmez </em></p>

<p><em>Caize almasa kalkıp gitmez</em></p>

<p><strong>&nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp; &nbsp;(Vehbi)</strong></p>

<p></p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Edebiyat</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/klasik-turk-edebiyatinda-caize</guid>
      <pubDate>Sat, 23 Oct 2021 15:07:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/07/ikinci-donem-tanzimat-edebiyati.jpg" type="image/jpeg" length="89775"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bezm ne demektir? Türk edebiyatında bezm]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/bezm-ne-demektir-turk-edebiyatinda-bezm</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/bezm-ne-demektir-turk-edebiyatinda-bezm" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bezm ne demektir? TDK'ye göre anlamı... Klasik Türk edebiyatında bezm... Bezm eğlencelerinin esasları...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bezm ne demektir?</strong></p>

<p>İçki meclisi, dost toplantısı.</p>

<p><strong>Klasik Türk edebiyatında bezm</strong></p>

<p>İçkili, eğlenceli meclis, toplantı, dernek. İlkbahar mevsiminde çemende, karlarda veya bir gül bahçesi vs. güzel yerlerde gezip eğlenmek, içip coşmak, halen rağbet edilen bir eğlence şeklidir. Eskiden bu âdet daha çekiciyimiş. Sevgilisi, sakisi, mutrib (çalgıcı)i, gazelhân (gazeller okuyan)ı, yaranı ve içkisi, mezesiyle meclis, şairlerin en rağbet ettikleri durumlardan biridir. Bu eğlence zamanına göre evlerde, meyhanelerde (mecazen tekkelerde) de yapılabilir. Bezmde herkes yere bir daire oluşturacak şekilde yan yana otururdu. Saki elindeki ratl-ı girân (büyük kadeh)i ile ortada döner ve herkese aynı içki kâsesinden şarap ikram ederdi. Bazen ortada dönen yalnızca peymane olur ve herkes gam ve kederinden kurtulur, coşar eğlenirdi. Bezmde bir musiki ve raks" vardır. Ayrıca bir yanda mum yanar, bir yanda micmer(tütsü kabı) buhur tütsülenir, etrafa kokular yayılır ve bezm sabahlara dek sürerdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Edebiyat</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/bezm-ne-demektir-turk-edebiyatinda-bezm</guid>
      <pubDate>Sat, 23 Oct 2021 14:29:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/07/ikinci-donem-tanzimat-edebiyati.jpg" type="image/jpeg" length="28794"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Edebi bir sanat olarak ulama ve örnekleri]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/edebi-bir-sanat-olarak-ulama-ve-ornekleri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/edebi-bir-sanat-olarak-ulama-ve-ornekleri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Edebi bir sanat olarak ulama... Ulama örnekleri... Ulama sanatının esasları nelerdir? Ulama sanatı nasıl yapılır?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Edebi bir sanat olarak ulama</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Vasl. Bazı misraları kalıba uydurabilmek için(uzun olan kapalı&nbsp;bir heceyi kısaltmak, açık yapmak&nbsp;için), bir kelimenin sonundaki ünsüzü, bir sonraki kelimenin açık olan ilk hecesine eklemek şeklinde tanımlanır. Daha ziyade, hecelerin ses değerine göre düzenlenen aruz vezninde görülen bir ses olayıdır.<br />
&nbsp;</p>

<p><strong>Ulama örnekleri:</strong></p>

<p>Bir aş_kolu verdi âşinâlık</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Edebiyat</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/edebi-bir-sanat-olarak-ulama-ve-ornekleri</guid>
      <pubDate>Fri, 22 Oct 2021 19:03:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/07/ikinci-donem-tanzimat-edebiyati.jpg" type="image/jpeg" length="40037"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Klasik Türk edebiyatında surname]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/surname-nedir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/surname-nedir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Klasik Türk edebiyatında surname]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Surname nedir?</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Osmanlı şehzadelerinin sünnet törenlerini, düğünlerini, padişah eşlerinin doğum merasimlerini anlatan manzum veya mensur eserlerin adı. Genellikle devlet adamlarından caize (bahşiş) almak amacıyla yazılan bu tür eserlerde, sanat kaygısı ikinci plandadır. Kendi dönemlerinin örf, âdet ve yaşama biçimlerine yer verdiği için sûrnâmeler, tarihçilere, toplumbilimcilere kaynaklık edebilir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Edebiyat</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/surname-nedir</guid>
      <pubDate>Fri, 22 Oct 2021 16:57:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/10/surname.jpg" type="image/jpeg" length="69073"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Münşeat ne demektir? TDK'ye göre anlamı]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/munseat</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/munseat" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Münşeat ne demektir? TDK'ye göre anlamı...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Münşeat ne demektir?</strong></p>

<p>Küçük düzyazıların, mektupların vb. nesir par çalarının bir araya getirildiği mecmualara verilen isim. Münşeat mecmualarında toplanan yazıların aynı konuda yazılmış olması şart değildir. Geçmiş dönemlerde, özellikle bazı mektuplar ve diğer nesir parçaları toplanır, derlemeciliği meslek edinmiş kimi insanlar tarafından bir deftere yazılırdı. Böyle bir toplam, bazen birden çok yazarın yazdıklarını değil de sadece bir kişiye ait olan yazıları içerirdi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>TDK'ye göre anlamı</strong></p>

<p>Sanatlı düzyazı veya mektupların toplandığı dergi.</p>

<p><strong>Kelimenin kökeni nedir?</strong></p>

<p>Arapça, inşa edilmiş şey anlamındaki "munşe'e" kelimesinden türemiştir.&nbsp;</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Edebiyat</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/munseat</guid>
      <pubDate>Fri, 22 Oct 2021 16:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/habervakti-com/images/haberler/no_headline.jpg" type="image/jpeg" length="75585"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Çağatay edebiyatı ne demektir? Edebiyatın temsilcileri]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/cagatay-edebiyati-ne-demektir-cagatay-edebiyatinin-temsilcileri</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/cagatay-edebiyati-ne-demektir-cagatay-edebiyatinin-temsilcileri" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Çağatay edebiyatı ne demektir? Çağatay edebiyatın temsilcileri...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Çağatay edebiyatı ne demektir?</p>

<p>Türk edebiyatının maverâünnehir, Harzem, Altınordu bölgelerinde, Harezm Türkçesinin gelişmiş bir şekli olan Çağatay diliyle eserler verdiği<br />
koludur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>15. yüzyılda altın devrini yaşayan bu edebiyat kolunun en çok bilinen, önemli temsilcileri:</strong> Ali Şir Nevai ((1441-1501), Hüseyin Baykara (1438-1507), Babür Şah'dır (1483-1530).</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Edebiyat</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/cagatay-edebiyati-ne-demektir-cagatay-edebiyatinin-temsilcileri</guid>
      <pubDate>Fri, 22 Oct 2021 15:49:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/07/ikinci-donem-tanzimat-edebiyati.jpg" type="image/jpeg" length="67950"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Türk edebiyatının usta kalemi Nuri Pakdil rahmetle anılıyor]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/turk-edebiyatinin-usta-kalemi-nuri-pakdil-rahmetle-aniliyor</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/turk-edebiyatinin-usta-kalemi-nuri-pakdil-rahmetle-aniliyor" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Kendine özgü dil ve söylemleriyle Türk edebiyatı ve düşünce tarihinde özel bir yere sahip olan Nuri Pakdil, inancı ve sanatıyla birlikte hayata karşı aldığı duruşla okurlarına edebiyatının kodlarını verdi.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Türk edebiyatı</strong>nın usta kalemlerinden mütefekkir, şair, deneme ve oyun yazarı Nuri Pakdil'in vefatının ardından 2 yıl geçti.</p>

<p>Tüm hayatı boyunca yaşadıklarını hep en üst duyarlılıkla hisseden ve insanın modern çağda duyarsızlaşmasına da yine en üst seviyede tepki gösteren Pakdil, Türk düşünce tarihine de önemli izler bıraktı.</p>

<p><strong>Nuri Pakdil</strong>'in hayatı, inanç ve düşünce dünyası, bir protesto olarak oluşturduğu kendine özgü edebiyatı, yerliliğini bozmadan yakaladığı evrenselliği ve bu eksendeki batılılaşma anlayışı da onu okurların gözünde farklı bir yere taşıdı.</p>

<p>Kendine özgü dil ve söylemleriyle Türk edebiyatı ve düşünce tarihinde özel bir yere sahip olan Nuri Pakdil, inancı ve sanatıyla birlikte hayata karşı aldığı duruşla okurlarına özgün ve sıra dışı edebiyatının kodlarını verdi.</p>

<p><strong>"Türk edebiyatında kendine özgü göller bölgesinde bir ada olarak hep var olmuştur"</strong></p>

<p>Yazar ve şair Mürsel Sönmez, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Nuri Pakdil'in çok geniş bir insani bakış açısıyla edebiyat alanında bugüne dek olmadığı kadar insan sevgisi ile dolu bir söylem ortam koyduğunu söyledi.</p>

<p>Pakdil'in Türk edebiyatındaki konumuna değinen Sönmez, "Pakdil'in insanın ve varlığın hakikatine dayalı evrensel bakış açısıyla ortaya koyduğu şiirler, denemeler, hatta post modern resimler, ufuk açıcı niteliktedir. Türk edebiyatında kendine özgü göller bölgesinde bir ada olarak hep var olmuştur." dedi.</p>

<p><strong>Sönmez, Nuri Pakdil ile ilgili herkesin kendi açısından bir tanım yapabileceğini belirterek, şöyle devam etti:</strong></p>

<p>"Pakdil, bence bir ayağı pergel metaforunda olduğu gibi bu toprakların değerlerine yaslı, diğer ayağıyla da bütün yeryüzünü gezen inancıyla emeği, alın terini vurgulayan ve bütün bir insanlığın insanca yaşamasını öneren sözler söylemiştir. Türk düşünce hayatında alışageldik olanın dışında bir üslupla yapmıştır bunu. Kimilerine zor gelmiştir bu üslup. Ama kendisinin bir cümlesi var, 'insan gizemli cümlelerle özgür olur' diyor. İnsanların birbirine yanlış anlamaya ayarlı olduğu ve insanlığın yitip gittiği bir zamanda özellikle insan vurgusuyla, 'insan seni savunuyorum sana karşı' diyerek, işte o evrensel değerleri ve doğruları söylemiştir."</p>

<p>Salt edebiyat bağlamında da Nuri Pakdil'in değerlendirilemeyeceğini ifade eden Mürsel Sönmez, "Yine bildiğimiz entelektüel şablonların dışına çıkarak yazmakla kalmamış, bunu tavırlarıyla da tahkim etmiş. İnsan ilişkilerinde de bunu gerçekleştirebilmiş bir yazar, bir düşünür, bir entelektüeldir. Doğu'yu da Batı'yı da hakikatin birer görüntüsü olarak telakki etmesiyle de evrensele açılabilmiştir. Bu bakımdan Nuri Pakdil'in yeniden değerlendirilmesi, yeniden okunması lazım. Genç kuşakların, insanlığın Nuri Pakdil'in bakış açısına ihtiyacı var. Ön yargılardan azade biçimde Pakdil'in yeniden okunması bizim onu daha iyi anlamamıza yol açacaktır." değerlendirmesini yaptı.</p>

<p><strong>"Havasız kaldığımız bu süreçte Nuri Pakdil'in metinleri bize oksijen olacaktır"</strong></p>

<p>Sönmez, bugün pandemiyle birlikte insanlığın tıkandığı, bunaldığı bir zaman diliminde Nuri Pakdil'in sözlerinin önemli olduğunu vurgulayarak, şunları kaydetti:</p>

<p>"Onun sözleri hem kendi durumumuzu sorgulamak hem de geleceğe dair umut taşıyabilmek için bize ilham verecektir. Yani Nuri Pakdil'in yeniden ön yargılardan uzak şekilde okunması gerekiyor. Kafamızdaki bütün ölçütleri, entel, sanatçı üslupları bir kenara bırakarak, yalın bir bakış açısıyla Nuri Pakdil'i tekrar okumamız gerekiyor. Havasız kaldığımız bu süreçte Nuri Pakdil'in metinleri bize oksijen olacaktır."</p>

<p>Edebiyat dünyasında "Kudüs şairi" olarak da tanımlanan Nuri Pakdil için Sönmez, "Elbette Kudüs şairidir. Kudüs'ü yazmıştır. Ama 'Nuri Pakdil, Kudüs şairidir' diye sınırlandırılmamalıdır. Onun söyleminde Kudüs, özgürlüğün ve insani olanın savunulmasında bir simge olarak var olmuştur. Bir mekan, tarihsel bir olgu olmakla beraber böylesi bir özelliği de vardır Nuri Pakdil'in yazdıklarının. Yani onu bir alanla sınırlandırmamak lazım." diye konuştu.</p>

<p><strong>"Nuri Pakdil, kavgasını terk etmemesi ve hiçbir ilkesinden vazgeçmemesiyle bilinir"</strong></p>

<p>Pakdil'in yakın dostlarından yazar Necip Evlice ise, "Doğrusu Nuri Pakdil gibi bir insanı, ölümünden iki yıl sonra anlatmak gerçekten çok zor. Geriye dönüp baktığımda Pakdil'i, her zaman sükut eden ama her sükutunun sonunda da bir bomba gibi patlayan biri olarak hatırlıyorum." dedi.</p>

<p>Evlice, Pakdil'in düşüncesini gerçekleştiremediği zamanlarda büyük suskunluklar ve patlamalar yaşadığını belirterek, "Yaşlılıktan, hastalıktan ve ölümden bahsetmeyi hiç ama hiç sevmezdi. Nuri Pakdil, hayatı boyunca kavgasını terk etmemesi ve hiçbir ilkesinden vazgeçmemesiyle bilinir. Onun için aslolan hayattır. Ölüm dışında hiçbir şey insanı kavgadan alıkoyamaz. Ölümü yok saymak, ölünceye kadar kavgayı sürdürmek demektir. O da böyle yaptı ve hiç ölümü konuşmadı." ifadelerini kullandı.</p>

<p><strong>Yaklaşık 40 yıl usta edebiyatçının hayatına tanıklık ettiğini dile getiren Evlice, şunları anlattı:</strong></p>

<p>"Ölüm anına kadar hiçbir fiziki olumsuzluktan yakınmamıştır, herhangi bir yerinin ağrıdığından şikayet etmemiştir, yorgunluktan bahsetmemiştir. Her zaman 'çok şükür' ve 'elhamdülillah' demiştir. Hep çalışma ve gayret içinde, kendi deyimiyle 'eylem' içinde olmuştur. Bu yönüyle, doğrusu 'hiç ölmeyecekmiş gibi' kavramı Nuri Pakdil'e çok yakışmıştır ve ölünceye kadar kavgasını sürdürmüştür. Kalbi durmadan yarım saat önce söylediği son sözleri de 'sevenlerime devrimci selamlar' olmuştur."</p>

<p><strong>&nbsp;"Kitaplarının yayımlanması ve geniş kitlelere ulaşmasında destek görmedik"</strong></p>

<p>Necip Evlice, Nuri Pakdil'in kitaplarının daha çok insan tarafından okunmasını arzu ettiğini ve özellikle gençleri çok önemsediğinin altını çizerek, "Gençlerin kitaplarına ve kendisine olan ilgisiyle de çok mutlu olur ve 'Ülkemin geleceğinden asla umutsuz değilim. Yeryüzünü kurtaracak hareket Türkiye'den başlayacaktır.' derdi." diye konuştu.</p>

<p>Usta yazarın vefatının ardından 2 yıl geçmesine rağmen onun adına önemli sayılabilecek hiçbir şey yapılmadığına dikkati çeken Evlice, şu değerlendirmede bulundu:</p>

<p>"Onun kitaplarının yayımlanması ve geniş kitlelere ulaşması konusunda hiçbir kurum ve kişiden anlamlı bir destek görmedik. Onun adına yapılacağı söylenen sivil ve bağımsız bir mekan sözü unutuldu. Onun yetiştirdiği onlarca insan, onun mirasıyla ilgili çalışmalar yapmak şöyle dursun, onunla olan tanışıklıklarından şan ve şöhret devşirmeye son sürat devam ediyorlar. Oysa aslolan ahde vefadır ve bu özgün, bu devrimci ruhun yaşatılması, gençlere aktarılmasıdır."</p>

<p><strong>Türk edebiyatı ve düşünce tarihinin kılavuzu: Nuri Pakdil</strong></p>

<p>1934'te Kahramanmaraş'ta dünyaya gelen Pakdil'in babası, Hacı Mehmet Emin Pakdil'in oğlu Mehmet Emin Ziyai, annesi ise Şeyh Muhyiddin Efendi kızı Hatice Vecihe Hanım'dır.</p>

<p>Ailesinin tavrı nedeniyle eğitim hayatını aralıklarla sürdüren Pakdil, ilkokulu dışardan bitirdi. O dönemden itibaren yazmaya başlayan Pakdil, ortaokulda iken tanıştığı "Büyük Doğu" dergisiyle hem düşünce ve hem de yazı macerasına ivme kazandırdı.</p>

<p><strong>Lise yıllarında "Hamle" dergisini çıkardı</strong></p>

<p>Ortaokula 3 yıl gecikmeli başlayan Pakdil'in o dönemi okumanın ve yazmanın tutkuya dönüştüğü bir zaman oldu. Usta edebiyatçı, 1954 -1955 yıllarında Maraş Lisesi'nde okurken, beraber eğitim gördüğü iki arkadaşı ile birlikte "Hamle" isimli edebiyat dergisini çıkardı. Bu küçük lise dergisi o dönem Ankara'dan İstanbul'a birçok yazarın ve şairin dikkatini çekmişti.</p>

<p><strong>Pakdil, o dönemdeki yazma sürecini şu sözlerle dile getirmişti:</strong></p>

<p>"İlk yazılarım, eğri, yuvarlak, çokgen kuş resimleriydi bunlar bir bakıma, yalnızlığımı yenme denemeleri. Bunlarla yenebilecek miydim yalnızlığımı? Özellikle Maraş'taki lise yıllarımda, her gün olmasa da, bir şeyler yazardım. Büyük bir defterim vardı. Gece demez, gündüz demez, üşenmeden doldururdum sayfalarını. Annem ölmüştü ya, hiç onu anmasam da, onunla konuşuyormuşum sanırdım, hüznü örten yalancı bir mutluluktu bu."</p>

<p>Nuri Pakdil, Maraş Lisesi'nin ardından İstanbul Hukuk Fakültesi'ni bitirdi. Kahramanmaraş'ta çıkan "Demokrasiye Hizmet" ve "Gençlik" gazetelerinde de yazıları yayınlanan Pakdil, bir süre "Yeni İstiklal" gazetesinde sanat sayfaları düzenledi.</p>

<p>Üniversite yıllarında aralarında Sezai Karakoç ve Necip Fazıl Kısakürek'in de bulunduğu edebiyatçı, sanatçı birçok düşünürle yakın ilişki kuran Pakdil, askerlik görevini Bitlis'te tamamladı.</p>

<p>Pakdil, üniversite eğitiminden sonra 1965'te bir bakanlıkta hukuk müşaviri olarak göreve başladı. Daha sonra Devlet Planlama Teşkilatında çalışan Pakdil, bu görevinden de ayrılarak kendini yazarlığa verdi.</p>

<p><strong>Yedi Güzel Adam ile Edebiyat dergisini çıkardı</strong></p>

<p>Nuri Pakdil, edebiyat hayatı boyunca "Büyük Doğu" ve "Diriliş" dergileriyle de güçlü bağlar kurdu. Bu dergilerin çevresinde ayrıca çok sayıda yeni şair ve yazar yetişti. Pakdil, Diriliş dergisinin yayına ara verdiği ve bir daha basılıp basılmayacağının belli olmadığı dönemde, Türk edebiyatında "Yedi Güzel Adam" olarak bilinen ekipten Rasim Özdenören, Erdem Bayazıt ve Akif İnan ile "Edebiyat" dergisini yayınlamaya başladı.</p>

<p>"Sabır üssü" olarak tanımladığı "Edebiyat" dergisi, 1969'un Şubat ayından 1984 Aralık'a kadar aylık olarak okuyucuyla buluştu. Pakdil, dergide yazanlara müstear isimler takmakla meşhurdu. Kendisinin de dergide 16 farklı ismi bulunan Pakdil, en çok "Ebubekir Sonumut" adını kullandı.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Pakdil, 1972 yılında Edebiyat Dergisi Yayınları'nı kurdu. Bu yayınların ilk kitabı Pakdil'in "Batı Notları" oldu. Edebiyat Dergisi Yayınları'ndan 1972-1984 yılları arasında 18'i kendisinin, 27'si yazar arkadaşlarının olmak üzere 45 kitap yayımladı.</p>

<p>"Edebiyat" dergisinin çevresinde çok sayıda yeni şair ve yazar yetişti. Dergi ayrıca Orta Doğu'daki edebiyat ile İslamcı düşüncenin gelişiminden Türk edebiyat çevrelerini de haberdar etti.</p>

<p>Dergi, aralıklarla 159 sayı çıkarıldı. Yayına son verdiği 1984 sonunda derginin elinde olan bütün sayılarını ve Edebiyat Dergisi Yayınları'ndan çıkan bütün kitaplarını dağıtan Pakdil, bunun için Ankara'daki birçok öğrenci yurduna haber verdi.</p>

<p><strong>1984 yılına kadar 18 kitap çıkardı</strong></p>

<p>Pakdil, 1984 yılına kadar "Biat", "Batı Notları", "Bir Yazarın Notları", "Anneler ve Kudüsler", "Klas Duruş", "Edebiyat Kulesi", "Bağlanma", "Sükut Suretinde"nin de aralarında olduğu 18 kitap çıkardı.</p>

<p>Devlet Planlama Teşkilatındaki görevine 1988'de tekrar geri dönen usta şairin bundan sonraki çalışma yaşamı burada geçti ve 1999 yılında emekliye ayrıldı. Pakdil, 28 Şubat 1997'den itibaren Edebiyat Dergisi Yayınları aracılığıyla da yeniden kendi kitaplarını yayınlamaya başladı.</p>

<p>Nuri Pakdil 'in "Otel Gören Defterler" başlıklı 6 kitaptan oluşan deneme serisi 1997'den itibaren okuyucuyla buluştu. Uzun bir dönem otellerde yaşayan Pakdil, bu seride inzivaya çekilmiş bir yazarın tahlillerini, sorgulamalarını ve kendisiyle hesaplaşmalarını kaleme aldı.</p>

<p><strong>"İnsan! Seni savunuyorum; sana karşı!"</strong></p>

<p>Nuri Pakdil, Paris izlenimlerinden oluşan, Batı insanını yeni bir yaklaşım ve söylem ile anlattığı ilk kitabı Batı Notları'yla da büyük ilgi topladı. Bu eserini izleyen "Biat", "Bir Yazarın Notları" ve diğer kitaplarıyla deneme türünün ustaları arasında yer aldı.</p>

<p>Yazarın "Bağlanma" adlı kitabı da birçok açıdan onun ve Edebiyat Dergisi'nin edebiyat ve düşünsel bağlamının anlaşılabilmesi için manifesto niteliğindeydi. Hem Orta Doğu hem Batı edebiyatından yaptığı şiir ve düşünce yazısı çevirileriyle edebiyat dünyasında farkını ortaya koyan Pakdil, "Bir Yazarın Notları" adlı eserinde amacını "İnsan! Seni savunuyorum; sana karşı!" cümlesiyle özetlemişti.</p>

<p>Eserlerinde "emek, emperyalizm, devrim" gibi kelimelere de yer veren Pakdil, verdiği röportajlarda kendisini "Ben, antikapitalist, antifaşist, antinazist, antisiyonist, antisosyalist ve en önemlisi de Türkiye özelinde olmak üzere antifiravunist bir bilince ve iradeye sahip devrimci bir yazarım." diye tanımladı.</p>

<p><strong>"Benim için yazı yazmak bir bakıma savaşmak demektir"</strong></p>

<p><strong>Pakdil, devrimciliğinin temelini, İslam'a olan sarsılmaz bağlılığının oluşturduğuna da her zaman sözleriyle dikkati çekerek, şu ifadeleri kullanmıştı:</strong></p>

<p>"İslam dini kıyamete kadar sürecek sürekli devrim anlayışını öngörür. Yeryüzünde zulüm, haksızlık, adaletsizlik var olduğu sürece, bu zulmün, bu haksızlığın, bu adaletsizliğin kaynağı olan egemen güçlerin yok edilmesi için, Müslümanların devrimci mücadelesi de sürecektir. Kirli mülkiyete karşı, kara siyasaya karşı devrimci savaş kesintisiz sürecektir. Çünkü İslam dini bunu öngörmektedir. İslam dini özgürlükçüdür, ilericidir, devrimcidir, bağımsızdır, sömürünün her biçimine karşıdır, başta anamalcılığa karşıdır, başta yabancılaşmaya karşıdır İslam Öğretisi. İnsanın, yalnızca, 'emeğinin karşılığını yiyebileceğini' vurgular bu din.</p>

<p>Benim için yazı yazmak bir bakıma savaşmak demektir. Çünkü yazılarımda, her türlü putçuluğa karşı, her türlü yabancılaştırmaya karşı, her türlü sapmalara karşı vermekte olduğum savaş anlatılmaktadır. Yazılarımda kirli mülkiyet tutkusunun insanı ele geçirmesi anlatılmaktadır. Yazılarım, kapitalizme ve sömürü düzenine karşı bir tepkiyi, bir eleştiriyi ifade etmektedir."</p>

<p><strong>2019 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülünü aldı</strong></p>

<p>İşindeki titizliğiyle bilinen Pakdil'in, 33 şiirden oluşan "Sükut Suretinde" kitabındaki "Edebiyat" başlıklı dizeleri, 191 kez yazdığı dile getirildi. Kitap kapaklarını da kendisi tasarlayan Pakdil'in, bir kitabın kapağını beğenmeyip defalarca değiştirdiği ve bu yüzden matbaada sabahladığı da bilinirdi.</p>

<p>Pakdil, 2019 yılı Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülleri'nde, "edebiyat" dalındaki ödüle, "yerli düşüncenin egemenliği adına ürettiği özgün eserler, Türk Edebiyatı'na kattığı kelime tercihleriyle dolu estetik anlatım dili ve insanı kalbinden tutmayı öneren değerli fikirlerinden dolayı" değer görüldü. Usta yazar aynı zamanda 2013'te "Kültür ve Turizm Bakanlığı Kültür Sanat Büyük Ödülü"nü, 2014'te de "Necip Fazıl Saygı Ödülü"nü aldı.</p>

<p><strong>Kudüs'üne 81 yaşında kavuştu</strong></p>

<p>Usta yazar, Kudüs için hissettiği yürek sızısını, "Yüreğimin yarısı Mekke'dir, geri kalanı da Medine'dir. Üstünde bir tül gibi Kudüs vardır" ifadeleriyle kaleme döktü.</p>

<p><strong>Pakdil'in en çok bilinen şiirlerinden "Anneler ve Kudüsler" şiiri şu mısralarla hafızalara kazındı:</strong></p>

<p>"Tûr Dağını yaşa/ Ki bilesin nerde Kudüs/ Ben Kudüs'ü kol saati gibi taşıyorum/ Ayarlanmadan Kudüs'e/ Boşuna vakit geçirirsin/ Buz tutar/ Gözün görmez olur/ Gel / Anne ol / Çünkü anne / Bir çocuktan bir Kudüs yapar / Adam baba olunca / İçinde bir Kudüs canlanır / Yürü kardeşim / Ayaklarına bir Kudüs gücü gelsin"</p>

<p>Nuri Pakdil, 2015'te 81 yaşına geldiğinde Kudüs'e giderek Mescid-i Aksa'da cuma namazı kıldı ve hayali gerçek oldu.</p>

<p>İslam dünyasının Kudüs'e tavrını çok "trajik" bulduğunu dile getiren Pakdil, "Zaten İslam dünyası kendi arasında kavgalı durumdadır ve maalesef Kudüs’e yönelme imkanı şu anda gözükmüyor. İslam dünyasının kurtuluşu ancak ve ancak Türkiye’nin ayağa kalkmasıyla mümkün olacaktır. Ben yeryüzündeki İslami hareketin Türkiye’den başlayacağına inanıyorum. Bu inancı içimde her zaman capcanlı tutuyorum. Türkiye’deki İslami uyanışa büyük önem veriyorum." demişti.</p>

<p>Edebiyat çevrelerinin büyük saygı duyduğu Pakdil, "Klas Duruş" için gençlere, "Paraya pula metelik vermemek, adil olmak, insanlarla sıcak ilişki kurmak, çok kitap okumak, bir yabancı dil öğrenmek, geziler yapıp notlar tutmak ve İstanbul'u tanımaya çalışmak" tavsiyelerinde bulunmuştu.</p>

<p>Nuri Pakdil, üst solunum yolları enfeksiyonu nedeni ile kaldırıldığı Ankara Şehir Hastanesi'nde 18 Ekim 2019'da 85 yaşındayken hayatını kaybetti. Usta edebiyatçının cenazesi, Hacı Bayram Veli Camisi'nde kılınan cenaze namazının ardından Taceddin Dergahı'nda defnedildi.</p>

<p><strong>Türk edebiyatının usta ismi hakkında yapılmış sempozyum, tez, dergi, kitap ve belgesel çalışmalardan bazıları ise şunlardır:</strong></p>

<p>"Hece Dergisi: Edebiyat Dergisi ve Nuri Pakdil Özel Sayısı", "Dilimin Döndüğünce Sustum -Sıddık Akbayır", "Düşünen Kalem Nuri Pakdil Sempozyumu", "Yedi İklim Dergisi 58. Sayı: Nuri Pakdil Ustamıza", "Sükut Suretinde Şerhi-Ali Göçer", "Nuri Pakdil'de Protest Tavır (Yayınlanmış Yüksek Lisans Tezi) - Tuğba Doğan", "Abdsürd Tiyatro Bağlamında Nuri Pakdil'in Umut Adlı Oyunu Üzerine Bir İnceleme (Makale) - Nilüfer İlhan", "Nuri Pakdil Belgeseli - TRT", "Yedi Güzel Adam - TRT (dizi)"</p>

<p><strong>Nuri Pakdil'in hayatı boyunca kaleme aldığı 42 eserden bazıları da şunlardır:</strong></p>

<p>"Umut (oyun)-1974", "Harikalar Tablosu (çeviri)-1974", "Ay Operası (çeviri)- 1975", "Bağlanma (deneme)- 1979", "Put Yapımevleri (oyun) -1980", "Bir Yazarın Notları-I (deneme)- 1980", "Bir Yazarın Notları-II (deneme)- 1981", "Edebiyat Kulesi (deneme)- 1984", "Derviş Hüneri (deneme)- 1997", "Arap Saati (deneme)- 1997", "Klas Duruş (deneme)- 1997", "Osmanlı Simitçiler Kasidesi (şiir)- 1999", "Bakır Dönemi (oyun) 2014"</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Edebiyat</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/turk-edebiyatinin-usta-kalemi-nuri-pakdil-rahmetle-aniliyor</guid>
      <pubDate>Mon, 18 Oct 2021 13:41:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/10/nuri-pakdil.jpg" type="image/jpeg" length="38112"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[2021 Nobel Edebiyat Ödülü'nü Abdulrazak Gurnah kazandı]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/2021-nobel-edebiyat-odulunu</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/2021-nobel-edebiyat-odulunu" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[2021 Nobel Edebiyat Ödülü'nü Zanzibar kökenli romancı Abdulrazak Gurnah kazandı.]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div><p>2021 Nobel Edebiyat Ödülü'nün kazananı belli oldu. İsveçli akademi üyeleri 2021 yılı Nobel Edebiyat Ödülü'ne Abdulrazak Gurnah layık gördü.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Edebiyat</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/2021-nobel-edebiyat-odulunu</guid>
      <pubDate>Thu, 07 Oct 2021 14:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/10/abdulrazak-gurnah.jpg" type="image/jpeg" length="72240"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Düelloda hayatını kaybeden iki Rus yazar: Puşkin ve Lermantov]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/hayatlarini-girdikleri-duellolarda-kaybeden-rus-yazar</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/hayatlarini-girdikleri-duellolarda-kaybeden-rus-yazar" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Düelloda hayatını kaybeden iki Rus yazar Puşkin ve Lermantov'un hayatı ve girdikleri düellolar...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Alexandr Sergiyeviç Puşkin kimdir?</strong></p>

<p>Soylu bir ailenin oğlu olarak 26 Mayıs 1799'da Moskova'da dünyaya geldi. Edebiyata ilgisi küçük yaşlarında 17. ve 18. yüzyıl Fransız edebiyatı okumalarıyla başladı. Rusya'nın önemli ulusal şairlerinden biri olmakla beraber modern Rus edebiyatının kurucusu olarak kabul edilir. Şiirlerinin yanı sıra dilimize de çevrilmiş olan Yüzbaşının Kızı adlı romanı da edebiyatseverler tarafından yoğu bir ilgiyle karşılanmıştır.</p>

<p><strong>Alexandr Sergiyeviç Puşkin'in katıldığı düelllo ve kendisini ölüme götüren&nbsp;yarası</strong></p>

<p>Puşkin, Natalya Gançoravo adında genç bir Rus kızına aşıktır. Evlenme teklifi etmiş fakat kesin bir cevap alamamıştır. Hatta Osmanlı toprakklarına Rus ordusunda gözlemci olarak geldiği yıllarda bu umutsuz aşkın hüznüyle başa çıkmaya çalışıyordu. Puşkin, Moskova'dan uzaklaşmanın kendisine iyi geleceğine düşünerek bu yolculuğa çıkmış, bu yolculuk sırasında <strong>"Erzurum Yolculuğu" </strong>adlı yazıyı yazdı. Puşkin Moskova'ya döndüğünde bu teklifi yeniledi. Natalya'nın ailesini bu evliliğe ikna etti ve nişanlandılar. Natalya'nın ise bu evliliğe olumsuz baktığı söyleniyor.</p>

<p>Puşkin'in ölümüyse bu tutkulu aşkın ve bir kıskançlığın sonucudur. George Charles d'Anthès adındaki bir Fransız subayın eşi Natalya, Puşkin'e kur yaptığını birkaç isimsiz mektuptan öğrendi. Bunun üzerine&nbsp;Charles d'Anthès'i düelloya davet etti. Şahitlerin ve silahların hazırlanmasının ardından 27 Ocak 1837'de St. Petersburg yakınlarında düelloya başladılar. Puşkin, Charles d'Anthès'i omzundan yaraladı;&nbsp;Charles d'Anthès ise Puşkin'in karnına isabet aldı. Puşkin aldığı yara sonrası iki gün boyunca can çekiştikten sonra hayata gözlerini yumdu. Puşkin'in ölümü ülkede büyük bir üzüntüyle karşılandı; ağıtlar söylendi, törenler düzenlendi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Puşki'in ölümüne en çok üzülenlerden Mihail Lermantov da bir düelloda öldü</strong></p>

<p>15 Ekim 1814'te Moskova'da doğdu. Entelektüel bir çevrede yetişen Lermantov; Almanca, İngilizce, Fransızca ve Yunanca öğrendi. Küçük yaşıdan itibaren resim ve müzik dersleri aldı. 1830'da Moskova Üniversitesinde felsefe eğitimine başladı fakat 1932'de bazı profesörlerle yaşadığı fikir ayrılıkları sonrası üniversiteden uzaklaştırldı.St. Petersburg’a giderek harp okuluna yazıldı ve 1834’te asteğmen olarak mezun oldu.&nbsp;</p>

<p>Puşkin'in ölümünden dolayı derin bir hüzne boğulan yazar, Puşkin'in ölümüne sebep olanları tenkit eden bir ağıt yazdı.</p>

<p>1840’ın ilk aylarında St. Petersburg’da Fransız büyükelçisinin oğluyla yaptığı düello nedeniyle askerî mahkemede yargılandı ve Çar I. Nikolay'ın emriyle Kafkaslar'a sürüldü. Sürgüne rağmen başkente gelmesine izin verildi.&nbsp;Birliğine dönerken Pyatigorsk’ta karşılaştığı&nbsp;Nikolay Martinov adındaki bir subayla yaşadığı tartışma sonucu düelloya girdi. İşte bu düelloda hayatını kaybetti.</p>

<p>Lermantov'un dilimize de çevrilen&nbsp;<strong>"Zamanımızın Bir Kahramanı"</strong> romanı edebiyat otoritelerince kabul görmüş kıymetli bir eserdir.</p>

<p></p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Edebiyat</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/hayatlarini-girdikleri-duellolarda-kaybeden-rus-yazar</guid>
      <pubDate>Thu, 30 Sep 2021 11:38:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/09/puskin.jpg" type="image/jpeg" length="46096"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Bir araya nasıl yazılır? Bir arada nasıl yazılır?]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/bir-araya-nasil-yazilir-bir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/bir-araya-nasil-yazilir-bir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Bir arada kelimesi ayrı mı yoksa birleşik mi yazılır? Bir arada mı birarada mı?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bir araya nasıl yazılır? Bir arada nasıl yazılır?</strong></p>

<p><strong>Türk Dil Kurumu</strong>'nun yaptığı tanımlarda<strong>&nbsp;</strong>doğru yazılımı<strong> 'bir arada' </strong>ve ‘<strong>bir araya’ </strong>şeklindedir. Ayrı yazım söz konusudur.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Bir araya <strong>(Doğru)</strong><br />
Biraraya<strong> (Yanlış)</strong></p>

<p><strong>Bir araya ifadesinin cümle içinde kullanımına örnek:</strong></p>

<p>- Geldiğinde bir araya geliriz.<br />
- Her zaman bir arada olmalıyız</p>

<p><strong>Bir araya ne demektir? Bir arada ne demektir?</strong></p>

<p>Bir yere toplanmak ve buluşmak anlamına işaret etmektedir.&nbsp;Bireylerin herhangi bir yerde beraber belli bir amaç içerisinde toplanması biçiminde de tanımlamak mümkün.&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Edebiyat</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/bir-araya-nasil-yazilir-bir</guid>
      <pubDate>Wed, 29 Sep 2021 17:39:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/09/insan-ve-doga.jpg" type="image/jpeg" length="46201"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Stat nasıl yazılır? Stat mı stad mı?]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/stat-mi-stad-mi</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/stat-mi-stad-mi" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[En çok hata yapılan kelimelerden biri olan 'stat'ın doğru yazılışı nasıldır? Stat mı stad mı?]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>Türk Dil Kurumu'ndan edinilen bilgilere göre, doğru yazılışın 'stat' olduğu 'stad' yazımının yanlış olduğu belirtilmektedir.</p>

<p>Genellikle<strong> 'stad' </strong>şeklinde yanlış bir yazıma uğrayan<strong> 'stat'</strong>ın ünsüz yumuşaması sonucu karıştırıldığı bilinmektedir.</p>

<p><strong>Doğru yazım:</strong> Bugün stat çok güzel</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Yanlış yazım:</strong> Bu stad bakımsız kalmış</p>

<p><strong>Ek alarak ya da ünsüz yumaşamasına uğrayan 'stat'ın doğru yazımlarına örnek:</strong></p>

<p>- Stadın etrafı çok karanlık</p>

<p>- Statta ses kesildi</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Edebiyat</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/stat-mi-stad-mi</guid>
      <pubDate>Mon, 13 Sep 2021 14:18:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/09/turkiye-milli-mac-stat.jpg" type="image/jpeg" length="41321"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Celal Sahir Erozan Kimdir? İşte eserleri ve hayatı...]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/celal-sahir-erozan-kimdir-iste-eserleri-ve-hayati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/celal-sahir-erozan-kimdir-iste-eserleri-ve-hayati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fecr-i Ati şairlerinden ve Türk Dil Kurumu'nun kurucularından biri olan Celal Sahir Erozan Kimdir? Celal Sahir Erozan'ın eserleri nelerdir? İşte Celal Sahir Erozan hayatı...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Celal Sahir Erozan Kimdir?</strong></p>

<p>Atatürk'ün kurduğu Türk Dil Kurumu'nun dört kurucu üyesinden biridir. "Türk Dili Tetkik Cemiyeti"nin kuruluş dilekçesinde görevi, "veznedar" olarak belirtilmiştir. 26 Eylül 1932'de toplanan ilk Türk Dili Kurultayı, dilin sözvarlığını saptamak üzere "Lügat ve Istılah Kolu"nu kurmuş, "Umumi Merkez Heyeti" de kol başkanlığına Celal Sahir Erozan'ı getirmiştir (1932). 1934'te toplanan II. kurultaydan sonra bu kolun üstlendiği sözlük ve terim çalışmaları birbirinden ayrılarak kolun adı "Lügat Kolu" olmuş, Celal Sahir başkanlığı sürdürmüş; ancak 1935 ortalarında ölünce, Filoloji Kolu Başkanı olan Ali Canip Yöntem, bir süre onun görevini de yapmıştır. Cumhuriyet öncesinde aydınlar arasındaki dil tartışmalarında da dilin "sadeleşmesi" gerektiğini savunmuştur.</p>

<p>Celal Sahir, 29 Eylül 1883'te İstanbul'da doğdu. Babası, Osmanlının Yemen Valisi İsmail Hakkı Paşadır. İlköğrenimine "Numune-i Terakki" ilkokulunda başlamış; Davut Paşa Rüştiyesi (ortaokulu) ile Vefa İdadisinde (lisesinde) devam etmiştir. Liseyi bitirince hukukçu olmak istemiş, ne ki hukuk öğrenimini iki yıl sürdürebilmiştir.</p>

<p>Şair olarak tanınan Celal Sahir, şiir yazmaya çocukluk döneminde başlamış; dokuz yaşındayken güzel şiir okuduğu için 2. Abdülhamit'in dikkatini çekmiştir. Bu nedenle sık sık sarayda padişahın konuğu olmuş, ona şiirler okumuş "liyakat nişanı" almıştır. On dört, on beş yaşlarındayken Malumat, Musavver Fen ve Edeb, Pul, Lisan gibi dergilerde şiir ve makaleleri yayımlanmıştır. Bu yazılarında Ahmet Celal, Velhan, Şârık, Hikmet Celal gibi takma adları kullanmıştır. Fransızcasını ilerletip Fransız yazınını tanıyınca yazınsal değerleri değişmiştir. Bu dönemde Serveti fünun dergisinde şiirleri yayımlanmaktadır. Bu dergi kapatılıncaya değin burada şiir ve yazıları çıkmıştır.</p>

<p>Celal Sahir, 1903'te "Hariciye Nezâreti"nde görev başlamış,1907'den sonra Kabataş ve Mercan Liselerinde edebiyat öğretmenliği yapmıştır. Meşrutiyetin ilanını izleyen günlerde Celal Sahir, bir yandan "dilin sadeleştirilmesini" isteyen aydınların yanında olmuş, bir yandan da yazınsal yaşamına türlü etkinlikler katmıştır. 1. Kitap, 2. Kitap, 3. Kitap adıyla aylık bir dergi, yine kısa bir süre de Demet adlı bir kadın dergisini çıkararak burada kadın haklarını savunmuştur. Yeni Lisan eylemini Hak gazetesinde anlatan, Halka Doğru dergisinin yayın yönetmenliğini yapan Celal Sahir, "Edebiyatı Cedide"nin en genç şairlerinden biri olarak Tevfik Fikret'in etkisinde de kalmış, zamanla kendi özgün anlatımına ulaşmıştır. Türkçülük akımıyla ilgilenen Celal Sahir, dilin konusundaki görüşleriyle Yeni Lisan eyleminin İstanbul'da ilk önderleri arasına girmiş, Servetifünun dergisi kapanınca, "Milli Edebiyat" akımını benimsemiş, hece ölçüsüyle şiirler yayımlamıştır. 1911'de Selanik'e gitmiş, burada çıkarılan Türk Yurdu, Türk Derneği, Genç Kalemler gibi dergilere yazmıştır. Birinci Dünya Savaşı sırasında bir ara ticaret yapmış, cumhuriyetin ilanından sonra 1928'de Zonguldak Milletvekili seçilmiştir. Harf Devrimini gerçekleştiren kurula katılmış, Türk Dil Kurumu'nun kuruluşuyla birlikte, hep savunduğu dilde sadeleşme eyleminin yapıcıları içinde yer almıştır. 16 Kasım 1935'te akciğer kanserinden yaşamını yitirmiştir.</p>

<p>Celal Sahir, Türk Derneği'nin kurucuları arasındadır. Bu dernek 1909'da bir dergi çıkarmaya başlamış, ama daha başlangıçta dernek üyeleri arasında dil konusunda ayrılıklar olduğu anlaşılmıştır. Celal Sahir'in dilin yalınlaşmasına tek yönlü bakmadığı, sorunun salt Arapça ve Farsça sözcüklerle tamlamalar olmadığını birçok kez yazmıştır. 1909'da Servetifünun dergisinde,"İmlanın ıslahı önce harflerin ıslahına bağlıdır. Bu ıslah, harflerin ayrı ayrı yazılmalarını teminle olur" diyebilecek kadar ileri düşünceler taşıyan biridir.</p>

<p>Türk Derneği'nde dille ilgili kimi görüşleri benimsenmediği için, bir bakıma saldırıya uğradığını düşünen Celal Sahir, Hak gazetesinin haftalık ekinde,"Müebbed Mesele Hakkında" başlıklı yazısında, bir bakıma kendisini eleştirenlerden öcünü almaktadır. Bu öfke dolu bir yazıdır. Agâh Sırrı Levend'in bugünkü dile aktarımıyla bu yazıda, ".genç edebiyatçıların yakın zamana dek dünkülere batırmaktan zevk aldıkları iğnelerini sinirleriyle bileyip birbirlerine saldırdıklarını; bu iğnelerin zehirli uçlarında kibir, alay, küçümseme, aşağılatma bulunduğunu; hepsinin kendini haklı gördüğünü kaydettikten sonra müebbed mesele dediği dil sorununa geçiyor. Düşünceleriyle değil, ama üsluplarıyla edebiyatta bir geri dönüş hareketi yapan birkaç kişiyle birtakım yaldızlı baloncular bir yana bırakılırsa, herkesin dilde sadeleşme isteğinde bulunduğunu" belirtiyor (Türk Dilinde Gelişme ve Sadeleşme Evreleri; TDK Yayınları, 1972, s. 325). Celal Sahir, bu yazıda şunları da söylüyor:</p>

<p><em>"Fakat gariptir ki niyetleriyle ve yazılarıyla bu gayeye teveccüh eden ekseriyet (bu amaca yönelen çoğunluk) ayrı ayrı yollar takip ediyor; birbirini tanımıyor, anlamıyor ve itham ediyor (suçluyor). (.) Yeni lisan cereyanı (yeni dil akımı), sadeliğe doğru mütemadiyen (sürekli) ilerleyen lisanımızın bu husustaki hatvelerini (adımlarını) biraz tesriden (çabuklaştırmaktan) başka hiçbir netice husule getirmeyecek (çıkarmayacak) zannediyorum. (.) Bütün bunlardan anlıyoruz ki herkes lisanın sadeleşmesi arzusundadır ve her nokta-i nazardan terakkimizin (her bakış açısından gelişmemizin) anahtarı budur."</em></p>

<p>Celal Sahir'in ve o dönemin aydınlarının ateşli tartışmaları da gösteriyor ki, günümüzde hâlâ Dil Devrimiyle hesaplaşma içinde olanlar, büyük bir yanılgı içindedir. Celal Sahir, 1910'da Türk Derneği'nin bir toplantısında şunları da söylüyor:</p>

<p><em>"Biz bugün Türklerin pek çoğu tarafından kullanılan konuşma dili ile yazı dili arasındaki büyük ayrılığı azaltarak ikisini birbirine yakınlaştırmaya, böylelikle edebiyatımızın, her türlü yazılarımızın yalnız birkaç bin kişinin halledebileceği bir bilmece olmasından kurtulmasına uğraşacağız. Benim istediğim yalnız budur."</em></p>

<p>Celal Sahir'in 1900'lerdeki bu isteğini, 2000'lerde kavramamış olanlar, Yazı ve Dil Devrimlerinin dayatma olduğu, dilin amaçlı olarak bozulduğu savına tutunmaktadırlar. Mustafa Kemal'e dilde devrim yaptıran bilinç, işte cumhuriyet öncesindeki bu kaynaklardan beslenmiştir.</p>

<p><strong>Celâl Sahir Erozan'ın Eserleri nelerdir?</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Beyaz Gölgeler (1898 -1909 arasında yazdığı şiirler),<br />
Buhran (1909),<br />
Siyah Kitap (şiirler, düzyazılar; 1911).</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Edebiyat</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/celal-sahir-erozan-kimdir-iste-eserleri-ve-hayati</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Aug 2021 16:02:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/08/celal-sahir-erozan.jpg" type="image/jpeg" length="62879"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ahmet Haşim kimdir? İşte eserleri ve hayatı...]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/ahmet-hasim-kimdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/ahmet-hasim-kimdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Fecr-i Ati topluluğunun en güçlü ismi olarak kabul edilen Ahmet Haşim kimdir? Ahmet Haşim'in eserleri nelerdir? İşte Ahmet Haşim'in hayatı....]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ahmet Haşim kimdir?</strong></p>

<p>1884'te Bağdat'ta doğdu, 1933'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. Fizan Mutasarrıfı Arif Hikmet Bey'in oğlu. Çocukluğu Bağdat'ta geçti. 12 yaşında annesinin ölümü üzerine babasıyla birlikte İstanbul'a geldi. Mektebe-i Sultani'de (Galatasaray Lisesi) yatılı okudu. Tevfik Fikret ve Ahmed Hikmet Müftüoğlu'nun öğrencisiydi. 1907'de mezun oldu. Bir süre Reji İdaresi'nde çalıştı. Bir yandan da Hukuk Mektebi'ne devam etmeye başladı. İzmir Sultanisi Fransızca öğretmenliğine atandı. Hukuk eğitimini bırakıp İzmir'e gitti. 1912-1914 arasında Maliye Nezareti'nde çevirmenlik yaptı. 1. Dünya Savaşı yıllarını Çanakkale ve İzmir'de yedeksubay olarak geçirdi. Mütareke'den sonra İstanbul'a döndü. Devlet Güzel Sanatlar Akademisi'nde estetik ve mitoloji öğretmenliği yaptı. Harp Akademisi ve Mülkiye Mektebi'nde Fransızca dersleri verdi. Düyun-u Umumiye İdaresi'nde, Osmanlı Bankası'nda çalıştı. Akşam ve İkdam gazetelerinde köşe yazıları yazdı.</p>

<p>1928'de böbrek rahatsızlığının tedavisi için yurtdışına gitti ama iyileşemeden döndü. Şiire lise öğrenciliği yıllarında başladı. İlk şiirlerinde Abdülhak Hamit, Cenap Şahabettin, özellikle de Tevfik Fikret etkileri görülür.</p>

<p>Bilinen ilk şiiri "Hayal-i Aşkım"da bu yönelmelere rağmen yeni bir sanat yönelimi olduğu dikkat çeker. Gençlik şiirleri Mecmua-i Edebiye, Musavver Terakki, Aşiyan, Jale, Musavver Muhit, Servet-i Fünun, Resimli Kitap dergilerinde yayınlandı. Bu şiirleri kitaplarına almadı. 2. Meşrutiyet'in yazınsal karmaşa ortamında onun şiiri ayrı bir ses olarak kendisini gösterdi.</p>

<p>1921'de basılan ilk şiir kitabı "Göl Saatleri"nin başındaki küçük manzumeler, bu dönemin asıl eserleridir. İzlenimci ressam etüdlerini andıran bu şiirlerle Ahmed Haşim, doğanın özünü sızdırmak ister gibidir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Şiiri, bir yandan Verlaine müziğine yaklaşırken, bir yandan Şeyh Gâlib'in parıltısını taşır. "Göl Saatleri", "Göl Kuşları", "Serbest Müstezatlar" ve "Muhtelif Şiirler" olmak üzere dört bölümden oluşan bu kitap Türk şiirinin Yahya Kemal Beyatlı'dan sonraki ikinci kanadını kurar. Beyatlı'nın geniş kesimleri kucaklayan toplumcu ve ulusçu şiirine karşılık Haşim daha dar ama daha derin bir kanalda akmayı tercih eder.</p>

<p>İkinci ve son şiir kitabı "Piyale"nin girişinde "Şiir Hakkında Bazı Mülahazalar" bölümünde şiirle ilgili görüşlerini açıklar: Şair ne bir gerçek habercisi, ne güzel konuşmayı sanat haline getirmiş bir kişi, ne de bir yasak koyucudur. Şairin dili, düzyazı gibi anlaşılmak için değil, hissedilmek için yaratılmış, müzik ile söz arasında, ama sözden çok müziğe yakın ortalama bir dildir. Düzyazıda anlatımı yaratan öğeler şiir için sözkonusu olamaz. Düzyazı us ve mantık doğrur, şiir ise algı bölümleri dışında isimsiz bir kaynaktır. Gizliğe, bilinmezliğe gömülmüştür. Şairin dili, duyumların yarı aydınlık sınırlarında yakalanabilir. Anlam bulmak için şiiri deşmek, eti için bülbülü öldürmek gibidir. Şiirde önemli olan sözcüğün anlamı değil, şiir içindeki söyleniş değeridir. Şiiri ortak bir dil olarak düşünenler boş bir hayal kuruyor demektir.</p>

<p>"Piyale" kitabındaki "Merdiven" ve "Bir Günün Sonunda Arzu" şiirleri, bu görüşleri yansıtan ve Türk edebiyatında görülmemiş bir şiirselliği ortaya koyan ürünlerdir. Bu kitapla birlikte Haşim'e saldırılar arttı. Ölçü ve Türkçe bilmemekle, toplum sorunlarına ilgisizlikle suçlandı. Yine de şiirleriyle 20'nci yüzyılın ilk çeyreğini etkilemeyi başardı.</p>

<p><strong>Ahmet Hâşim'in özellikleri</strong></p>

<p>Fecr-i Âti topluluğunun en güçlü şairidir.<br />
Şiirlerinde musiki de vardır.<br />
Empresyonizm ve sembolizmin etkisiyle şiirler yazar.<br />
Ona göre şiir, anlamın ve ahengin uyumundan doğar.<br />
Ahenk kavramına büyük önem verir.<br />
Sanatçıya göre gerçek şiir, nesre çevrilmesi mümkün olmayan bir şiirdir.<br />
Aruz ölçüsüyle yazan şair, Arapça ve Farsça sözcüklere de bolca yer verir.<br />
Haşim, anlamca kapalı olan şiirleri sever.<br />
Serbest müstezata ilgi duyar. Haşim'e göre şiirlerde "açıklık" ve "fikir" gereksizdir.<br />
Şiir, anlamını okuyucudan almalıdır. Okuyucu kendi gücü oranında yorum yapmalıdır.<br />
"Piyâle" Haşim'in olgunluk dönemi şiirlerini kapsamaktadır.<br />
Bu dönemde hayat ve kadın karşısında kendisini yalnızlık içinde bulan sanatçının ruh yansımaları vardır.<br />
Ahmet Haşim, hece ölçüsünü musiki açısından yeterli görmez, serbest müstezatı Servet-i Fünûnculardan daha rahat kullanır.<br />
Şiirlerinde tasvire yer veren sanatçı sıfatları da çok kullanır.<br />
Sembolizmin ahenk ve anlam kapalılığı ilkesinden; empresyonizmin izlenimlerinden yararlanır.<br />
Sanatçı, toplumsal sorunlara ilgisizdir. Şiirlerinin konusunu hüzün, yalnızlık, ölüm, aşk gibi bireysel konular oluşturur.<br />
Haşim'e göre şiir, musiki ile söz arasında; fakat sözden çok musikiye yakın bir dildir. Şiirlerin, açık ve anlaşılır olmasına karşıdır. Haşim; sarı, kırmızı, siyah renkleri kullanır.<br />
Şiirlerinde duygusallığa anlam kargaşalığına önem veren sanatçı nesirlerinde açık, yalın, anlaşılır bir üslupla karşımıza çıkar. Sanatçının fıkraları, edebi tenkitleri, gezi yazıları vardır. Ayrıca nesirlerinde sosyal konulara da ağırlık verir.</p>

<p><strong>Ahmet Haşim'in Eserleri nelerdir?</strong></p>

<p><strong>Şiir:</strong></p>

<p>Göl Saatleri (1921)<br />
Piyale (1926)</p>

<p><strong>Fıkra ve Sohbet:</strong></p>

<p>Bize Göre (1926)<br />
Gurabahane-i Laklakan (1928)</p>

<p><strong>Gezi:</strong></p>

<p>Frankfurt Seyahatnamesi (1933)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Edebiyat</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/ahmet-hasim-kimdir</guid>
      <pubDate>Thu, 05 Aug 2021 15:15:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/08/ahmet-hasim.jpg" type="image/jpeg" length="38842"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Ahmet Rasim kimdir? İşte eserleri ve hayatı...]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/ahmet-rasim-kimdir-iste-eserleri-ve-hayati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/ahmet-rasim-kimdir-iste-eserleri-ve-hayati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Servet-i Fünun döneminin öne çıkan isimlerinden olan Ahmet Rasim, bağımsız bir isim olmuştur. Ahmet Mithat Efendi'nin devamı niteliğindedir. İşte Ahmet Rasim'in hayatı ve eserleri...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Ahmet Rasim kimdir?</strong></p>

<p>Edebiyat tarihimize daha çok hatıra, makale, sohbet, gezi yazısı, tarih ve okul kitapları gibi türlerde yazdığı eserleri ile katkıda bulunmuştur.</p>

<p>Manastırlı Rıfat Bey tarafından çıkarılan Çanta dergisi aracılığı ile Batılı edebiyatı tanıyacaktır.</p>

<p>Ahmet Rasim, daha çok devrinin dil özelliklerini, İstanbul'un örf ve âdetlerini, yaşayış özelliklerini, kültürel birçok unsuru eğlenceli bir sohbet üslubuyla kaydeden sohbet ve hatıra yazarı olarak kalmıştır.</p>

<p>Hüseyin Rahmi gibi Ahmet Rasim de Ahmet Mithat Efendi'nin devamı niteliğindedir. Hüseyin Rahmi Gürpınar ile birlikte Boşboğaz ile Güllabi adlı bir mizah dergisi çıkarmışlardır.</p>

<p><strong>Ahmet Rasim'in&nbsp;Eserlerine Dair Önemli Bilgiler</strong></p>

<p>Eşkal-i Zaman: Kendi çocukluk günlerinden başlayarak şehrin gündelik hayatına ait gerçek sahnelerin canlılıkla ele alındığı eserdir.<br />
Muharrir, Şair, Edip: Basın hayatına ilişkin anılarını anlatmıştır.<br />
Gülüp Ağladıklarım: Basın hayatına ilişkin anılarını anlatmıştır.<br />
Falaka: Çocukluk günlerine ait mahalle mektebi anılarını anlatmıştır.<br />
Şehir Mektupları: İstanbul'un bütün yönleriyle canlandırıldığı eserdir. Ahmet Rasim'in şaheseri olarak kabul edilmektedir.<br />
Gecelerim: Bütün canlılığıyla İstanbul ramazanları ve Şehzadebaşı eğlenceleri anlatılmıştır.<br />
En çok tanınan iki uzun hikayesi ise Ülfet ve Asker Oğlu'dur.<br />
Ahmet Rasim'in Eserleri:</p>

<p><strong>Roman-Öykü</strong></p>

<p>İlk Sevgili (1890)<br />
Bir Sefilenin Evrak-ı Metrukesi (1891)<br />
Güzel Eleni (1891)<br />
Mesakk-ı Hayat (1891)<br />
Leyâl-i Izdırap (1891)<br />
Mehalik-i Hayat (1891)<br />
Endişe-i Hayat (1891)<br />
Meyl-i Dil (1891)<br />
Tecârib-i Hayat (1891)<br />
Afife (1892)<br />
Mektep Arkadaşım (1893)<br />
Tecrübesiz Aşk (1893)<br />
Numune-i Hayal (1893)<br />
Biçare Genç (1894)<br />
Gam-ı Hicran (1896)<br />
Sevda-yı Sermedî (1895)<br />
Asker Oglu (1897)<br />
Nâkâm (1897)<br />
Ülfet (ikinci basılışı "Hamamcı Ülfet" adıyladır) (1898)<br />
Belki Ben Aldanıyorum (1909)<br />
İki Güzel Günahkâr (1922)<br />
İki Günahsız Sevda (1923)</p>

<p><strong>Hatıra</strong></p>

<p>Gecelerim (Daha sonra "Ömr-i Edebî III"te yer almıştır) (1894)<br />
Ömr-i Edebi (4 cilt Anı, 1897-1900)<br />
Eski Maceralardan Fuhş-i Atik, 2 c. (1922)<br />
Muharrir, Şair, Edip (1924)<br />
Falaka (1927)</p>

<p><strong>Mensur Şiirleri</strong></p>

<p>O Çehre (1893)<br />
Kitabe-i Gam, 3 c., (1897)</p>

<p><strong>Fıkra- Makale</strong></p>

<p>Külliyat-ı Say ü Tahrir: Makalât ve Musahabat, 2 c. (1909)<br />
Külliyat-ı Say ü Tahrir: Menakıb-ı İslâm, 2 c. (1909-10)<br />
Şehir Mektupları, 4 c. (1912-1913)<br />
Tarih ve Muharrir (1913)<br />
Cidd ü Mizah (1920)<br />
Eşkâl-i Zaman (1918)<br />
Gülüp Ağladıklarım (1924)<br />
Muharrir Bu Ya (1926)</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p><strong>Tarih</strong></p>

<p>Arapların Terakkiyat-ı Medeniyesi, 2 cilt (1888)<br />
Tarih-i Muhtasar-ı Beşer (1887)<br />
Eski Romalılar 3 cilt (1887-1889)<br />
Terakkiyat-ı İlmiye ve Medeniye (1887)<br />
Resimli ve Haritalı Osmanlı Tarihi, 4 cilt (1910-1912)<br />
İki Hatırat, Üç Şahsiyet (1916)<br />
İstibdattan Hakimiyet-i Milliyeye, 2 cilt (1924)</p>

<p><strong>Seyahat</strong><br />
Romanya Mektupları (1917)</p>

<p><strong>Monografi</strong></p>

<p>Matbuat Tarihine Medhal: İlk Büyük Muharrirlerden Şinasi (1927)</p>

<p><strong>Tercüme</strong></p>

<p>Edebiyat-ı Garbiyeden Bir Nebze (1886)<br />
Cümel-i Hikemiye-i Ecnebiye (1886)<br />
Cizvit Tarihi (1887)<br />
Ezhâr-ı Tarihiye (1887)<br />
Ürani (1891)<br />
İki Damla Gözyaşı (1894)<br />
Mathilde Laroche (1894)<br />
La Dame aux Camelias (1895)<br />
Karpat Dağlarında (1896)<br />
Mızıkacı Yanko ve Kamyonka (1899)<br />
Neşide-i Ruh (1899)<br />
Ohlan Karısı (1900)<br />
Kaptan Jipson (1902)<br />
Madam Hardiber (1903)<br />
Asya Kumsallarında (1904)</p>

<p><strong>Okul Kitapları</strong></p>

<p>Yeni Usul Sarf-ı Farisî (1888)<br />
Küçük Tarih-i İslâm (1889)<br />
Küçük Tarih-i Osmanî, 2 cilt (1889)<br />
Yeni Usul Muallim-i Sarf, 3 cilt (1889)<br />
Osmanlı Tarihi (1890)<br />
Hesab-ı Tedricî (1890)<br />
İmlâ-yı Osmanî (1890)<br />
Müptedi (Sadece adı biliniyor)<br />
Hesap Kitabı, 2 cilt (1893)<br />
Sarf-ı İptidaî (1894)<br />
Küçük Hıfzıssıhha (1894)<br />
Amelî ve Nazarî Talim-i Lisan-ı Osmanî (1895)<br />
Elifba (1903)<br />
Elifbadan Sonra (1903)<br />
Yeni Usul Muhtasar Sarf-ı Türkî (1907)<br />
Resimli Küçük Tarih-i Osmanî (1913)<br />
Yeni Sarf Dersleri II (1924)<br />
Doğru Usul-ı Kıraat III (1927)</p>

<p><strong>Diğer Eserleri</strong></p>

<p>Bedayi-i Keşfiyat ve İhtiraat-ı Beşeriyeden Fonograf (1885)<br />
Elektrikiyet-i Sakine (1885)<br />
Cümel-i Hikemiye-i Osmaniye (1886)<br />
Elektrik (1887)<br />
Teşekkül-i Cihan Hakkında Fikr-i İcmalî (1887)<br />
Garaib-i Âdat-ı Akvam (1887)<br />
Hazine-i Mekâtip yahut Mükemmel Münşeat (1889)<br />
Ömr-i Edebî, 4 cilt (1897-1900)<br />
Hanım (1910)<br />
&nbsp;</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Edebiyat</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/ahmet-rasim-kimdir-iste-eserleri-ve-hayati</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Aug 2021 15:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/08/ahmet-rasim.jpg" type="image/jpeg" length="24421"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Hüseyin Rahmi Gürpınar kimdir? İşte eserleri ve hayatı...]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/huseyin-rahmi-gurpinar-kimdir-iste-eserleri-ve-hayati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/huseyin-rahmi-gurpinar-kimdir-iste-eserleri-ve-hayati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Servet-i Fünun dönemindeki bağımsız isimlerden olan Hüseyin Rahmi Gürpınar kimdir? İşte edebi kişili, eserleri ve hayatı...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hüseyin Rahmi Gürpınar kimdir?</strong></p>

<p>19 Ağustos 1864'te İstanbul'da doğdu. 8 Mart 1944'te Heybeliada'da yaşamını yitirdi. Heybeliada'daki Abbas Paşa Mezarlığı'na defnedildi. Roman ve öykü yazarı.</p>

<p>Eserlerinde 19 ve 20'nci Yüzyıl başındaki İstanbul yaşamını gerçekçi bir biçimde yansıttı. Hünkar yaveri Mehmet Sait Paşa'nın oğlu. 3 yaşında iken annesinin ölümü üzerine Girit'te bulunan babasının yanına gönderildi. İlkokula burada başladı. Babası tekrar evlenince 6 yaşında İstanbul'a anneannesinin Aksaray'daki Konağı'na döndü. Yakubağa Mektebi, Mahmudiye Rüşdiyesi ve İdadide öğrenim gördü. 1878'de Mekteb-i Mülkiye'ye girdi. 1880'de hastalık nedeniyle ikinci sınıfta iken okulu bıraktı. Kısa bir süre Adliye Nezareti Ceza Kalemi'nde memur, Ticaret Mahkemesi'nde Azâ Mülazımı olarak çalıştı. 1887'de Ahmed Mithad Efendi'nin Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazmaya başladı. Batı uygarlığının yaşantısını taklit ederken gülünç duruma düşen insanları anlattığı ilk romanı "Şık" aynı yıl bu gazetede tefrika şeklinde yayınlandı. Paul Bourget, Paul de Kock, Alfred de Musset gibi Fransız yazarlardan çeviriler yaptı. 1894'te İkdam gazetesine geçti. Kendisine büyük ün sağlayan ilk eseri "Mürebbiye" ile "Metres", "Tesadüf" ve "Nimetşinas" bu gazetede tefrik edildi. Sansürün "Alafranga" (1911'de "Şıpsevdi" adıyla basıldı) romanını yasaklaması üzerine yazarlığı bıraktı. 1908'e kadar suskun kaldı.</p>

<p>İkinci Meşrutiyet döneminde Ahmet Rasim ile birlikte 37 sayı süren "Boşboğaz ile Güllâbi" adlı mizah dergisini çıkardı. Sabah ve Vakit gazetelerinde çalıştı. 1912'de Heybeliada'ya taşındı. Kütahya milletvekili olduğu 1936-1943 dışında tüm yaşamını Heybeliada'da geçirdi. 1924'te Son Posta gazetesinde tefrik edilen "Ben Deli miyim" romanı ahlaka aykırı bulunarak yargılandı, beraat etti. Anneannesinin yalısında dadılar arasında geçirdiği çocukluk ve gençlik yılları, İstanbul yaşamı ve insanlarını tüm detaylarıyla öğrenmesini sağladı. Ev kadınlarının çeşitli konulardaki düşüncelerini öğrendi. Batılı yazarların yanısıra Türk halk edebiyatından da yararlandı. Romanı ahlakın aynası olarak gördü. Geniş bir okur kitlesine ulaşabilmek için yalın bir dil kullandı. Çok okunan bir yazar olmasını da bu yalınlığına bağladı.</p>

<p>Eserlerinde toplumsal ve ekonomik eşitsizlikleri, kadın-erkek ilişkilerini, din sorunlarını konu aldı. Zeki ve kurnazların, saf ve cahilleri kandırarak işlerini yürüttükleri çarpık bir düzenden kurtulmak için akılcı düşüncenin gelişmesi gerektiğini savundu. Dar sokakları, ahşap evleri, konakları, yalıları ve çarşılarıyla hep İstanbul'u işledi. Romanlarında döneminin İstanbul'un her kesiminden, sınıfıntan insana yer verdi. Külhanbeyler, züppeler, fahişeler, hanımefendiler, mahalle kadınları, paşalar, memurlar, beslemeler, imamlar, esnaf. Çevre betimlemeleri üzerinde durmaktansa karakterlerini güçlendirmeyi tercih etti. Bu karakterleri yerel şivelerle konuşturmakta ustalaştı. Emile Zola'nın deneysel roman yöntemini benimsedi ve uyguladı. Ömrünün son otuz yılını Heybeliada'daki köşkünde yazarak geçirdi. En çok ürün veren, en çok okunan ve sevilen yazarlardan biri oldu.</p>

<p><strong>Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Edebi Kişiliği&nbsp;</strong></p>

<p>1887'de Ahmed Mithat Efendi'nin Tercüman-ı Hakikat gazetesinde yazın yaşamına başlamıştır. Batı uygarlığının yaşantısını taklit ederken gülünç duruma düşen insanları anlattığı ilk romanı "Şık" aynı yıl bu gazetede yayımlanmıştır.<br />
Anneannesinin yalısında dadılar arasında geçirdiği çocukluk ve gençlik yılları, İstanbul yaşamı ve insanlarını tüm detaylarıyla öğrenmesini sağlamış; yapıtlarında İstanbul'un mahallelerindeki yaşam tarzını gerçekçi bir biçimde dile getirmiştir. Bu yönüyle "sokağı edebiyata getiren sanatçı" olarak kabul edilmiştir.<br />
Yapıtlarını herkesin kolayca okuyup anlayabileceği bir dille yazmıştır.<br />
Edebiyatımızda natüralizmin temsilcisi sayılmıştır.<br />
Yapıtlarında Ahmet Mithat geleneğini sürdürmüş; anlatımın akışına karışarak kendi duygu ve düşüncelerini aktarmıştır.<br />
Yapıtlarında, kahramanları çevrelerinin diliyle konuşturmuş, taklitlere yer vermiştir.<br />
Romanlarının önemli bir özelliği de toplumsal bir yergi taşımasıdır.<br />
Eski İstanbul yaşamının geleneklerini yansıtan belge değerindeki romanlarında; "Şık", "Şıpsevdi", "Gulyabani", "Mürebbiye", "Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç" ince bir mizah da göze çarpar.<br />
Yapıtlarında halk deyimleri geniş yer tutar.<br />
Yapıtlarında, Tanzimat'tan Cumhuriyet sonrasına kadar, toplumsal değişimin bütün evrelerini İstanbul'un gündelik yaşamını temel alarak işlemiştir.<br />
Yapıtlarının önemli başka bir yönü de yoksul çevrelerin kadın yaşamını dile getirmesi, onların çilesini işlemesidir. "İffet, Tesadüf, Nimetşinas, Sevda Peşinde" adlı yapıtları bunun en güzel örnekleridir.</p>

<p><strong>Hüseyin Rahmi Gürpınar'ın Eserleri nelerdir?</strong></p>

<p><strong>ROMAN:</strong></p>

<p>Şık (1889)<br />
İffet (1896)<br />
Mutallâka (1898)<br />
Mürebbiye (1899)<br />
Bir Muadele-i Sevda (1899)<br />
Metres (1900)<br />
Tesadüf (1900)<br />
Şıpsevdi (1911)<br />
Nimetşinas (1911)<br />
Kuyruklu Yıldız Altında Bir İzdivaç (1912)<br />
Gulyabani (1913)<br />
Cadı (1912)<br />
Sevda Peşinde (1912)<br />
Hayattan Sayfalar (1919)<br />
Hakka Sığındık (1919)<br />
Toraman (1919)<br />
Son Arzu (1922)<br />
Tebessüm-i Elem (1923)<br />
Cehennemlik (1924)<br />
Efsuncu Baba (1924)<br />
Meyhanede Hanımlar (1924)<br />
Ben Deli miyim (1925)<br />
Tutuşmuş Gönüller (1926)<br />
Billur Kalp (1926)<br />
Evlere Şenlik, Kaynanam Nasıl Kudurdu (1927)<br />
Mezarından Kalkan Şehit (1928)<br />
Kokotlar Mektebi (1928)<br />
Şeytan İşi (1933)<br />
Utanmaz Adam (1934)<br />
Eşkıya İninde (1935)<br />
Kesik Baş (1942)<br />
Gönül Bir Yeldeğirmenidir Sevda Öğütür (1943)<br />
Ölüm Bir Kurtuluş mudur (1954)<br />
Dirilen İskelet (1946)<br />
Dünyanın Mihveri Para mı Kadın mı (1949)<br />
Deli Filozof (1964)<br />
Kaderin Cilvesi (1964)<br />
İnsanlar Maymun muydu (1968)<br />
Can Pazarı (1968)<br />
Ölüler Yaşıyor mu (1973)<br />
Namuslu Kokotlar (1973)</p>

<p><strong>ÖYKÜ:</strong></p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Kadınlar Vaizi (1920)<br />
Namusla Açlık Meselesi (1933)<br />
Katil Bûse (1933)<br />
İki Hödüğün Seyahati (1934)<br />
Tünelden İlk Çıkış (1934)<br />
Gönül Ticareti (1939)<br />
Melek Sanmıştım Şeytanı (1943)<br />
Eti Senin Kemiği Benim (1963)</p>

<p><strong>OYUN:</strong></p>

<p>Hazan Bülbülü (1916)<br />
Kadın Erkekleşince (1933)<br />
Tokuşan Kafalar (1973)<br />
İki Damla Yaş (1973)<br />
Gülbahar Hanım</p>

<p><strong>TARTIŞMA:</strong></p>

<p>Cadı Çarpıyor (1913)<br />
Şekavet-i Edebiye Tartışmaları (1913)<br />
Sanat ve Edebiyat (Ölümünden sonra H. A. Önelçin derledi, 1972)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Edebiyat</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/huseyin-rahmi-gurpinar-kimdir-iste-eserleri-ve-hayati</guid>
      <pubDate>Mon, 02 Aug 2021 15:19:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/08/huseyin-rahmi-gurpinar.jpg" type="image/jpeg" length="99101"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Servet-i Fünun döneminin özellikleri nelerdir?]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/servet-i-funun-doneminin-ozellikleri-neledrdir</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/servet-i-funun-doneminin-ozellikleri-neledrdir" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Servet-i Fünun dönemi, bir diğer ismi ile Edebiyat-ı Cedide olarak da bilinir. Bu dönemde yazarlar ve şairler Fransız edebiyatından etkilendiler. İşte Servet-i Fünun dönemi edebiyatının detayları...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Servet-i Fünun döneminin özellikleri nelerdir?</strong></p>

<p>*Recaizade Mahmut Ekrem'in önderliğinde Servet-i Funun Dergisi etrafında toplanan bazı gençler Tevfik Fikret'in derginin başına getirilmesiyle edebi bir topluluk özelliği kazanır.</p>

<p>*Sonraları Cenap Şahabettin, Mehmet Rauf, Hüseyin Cahit Yalçın, Celal Sahir Erozan, Ali Ekrem Bolayır, Halit Ziya Uşaklıgil'in katılımıyla genişler.</p>

<p>*Devlet yönetiminin baskıcılığını bahane ederek toplumsal konulara eğilmediler.</p>

<p>*Fransız edebiyatından etkilendiler.</p>

<p>*Aruz başarıyla ölçüsü kullanılmıştır.(Sadece Tevfik Fikret "Şermin" adlı eserini hece ölçüsüyle yazmıştır.)</p>

<p>*Hep uzak ülkelere gitme hayaliyle yaşadılar.</p>

<p>*Sanat, sanat içindir ilkesine bağlı kaldılar.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>*Nazım (şiir) nesre (düz yazı) yaklaştırılmıştır. Konu bütünlüğüne önem verilmiştir.(bkz. Mensur Şiir )</p>

<p>*Batı'dan sone ve terza-rima gibi yeni nazım şekilleri alınmıştır.</p>

<p>*Roman dalında Halit Ziya oldukça başarılı eserler vermiştir.</p>

<p>*Şiirde parnasizm ve sembolizmden etkilenmişlerdir.</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Edebiyat</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/servet-i-funun-doneminin-ozellikleri-neledrdir</guid>
      <pubDate>Thu, 29 Jul 2021 22:09:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/07/servet-i-funun-donemi.jpg" type="image/jpeg" length="51639"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Cenap Şahabettin kimdir? İşte eserleri ve hayatı...]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/cenap-sahabettin-kimdir-iste-eserleri-ve-hayati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/cenap-sahabettin-kimdir-iste-eserleri-ve-hayati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Cenap Şahabettin, Servet-i Fünun döneminin en tanınmış şair ve yazarları arasındadır. Şiire "nesir-musikisi" diyerek o dönemde büyük tartışmalar ortaya çıkarmıştır. İşte hayatı...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p>1870'te Manastır'da doğdu. 12 Şubat 1934'te İstanbul'da yaşamını yitirdi. Babasının Plevne'de şehit düşmesinden sonra ailesiyle İstanbul'a geldi. İlköğrenimini Tophane'deki Fevziye Mektebi'nde yaptı. Gülhane Askeri Rüşdiyesi'ni bitirdi. Tıbbiye İdadisi'nden sonra Askeri Tıbbiye'den mezun oldu. Hekim yüzbaşı oldu. Paris'te 4 yıl cilt hastalıkları ihtisası yaptı. Yurda döndükten sonra Mersin, Rodos, Cidde'de karantina hekimliği, sıhhiye müfettişliği yaptı. 1914'te emekliye ayrıldı. Darülfünûn'da Türk Edebiyatı Tarihi dersleri okuttu. Kurtuluş Savaşı sırasında Kuva-yı Milliye'ye karşı olumsuz tutumu nedeniyle öğrencileri tarafından istifaya zorlandı. Daha sonra cumhuriyeti destekledi ama yalnızlıktan kurtulamadı.</p>

<p><strong>Edebi Kişiliği</strong></p>

<p>İlk şiiri 1885'te daha öğrencilik yıllarında Saadet gazetesinde yayımlandı. Önceleri Muallim Naci'nin etkisiyle divan şiiri tarzı şiirle uğraştı. Daha sonra Recaizade Mahmut Ekrem ve Abdülhak Hamit Tarhan'dan etkilenerek Batı tarzı şiire yöneldi.</p>

<p>Servet-i Fünun dergisinde şiirleri yayımlandı. Tevfik Fikret ve Halit Ziya Uşaklıgil'le birlikte Servet-i Fünun edebiyatının 3 önemli isminden biri oldu.</p>

<p>Gelenekçi şairlerin en çok saldırdığı yenilikçi şairdi. Diğer Servet-i Fünun'cuların tersine bireysel şiiri tercih etti. Edebiyat-ı Cedide'nin en aşırı örneklerini verdi.</p>

<p>Şiire "nesir-musikisi" dedi. Şiirlerinde kullandığı "Sâât-i semenfâm", "çeng-i müzehhep", "nay-i zümürrüt" gibi deyimler, imgeler döneminin sanat dünyasında önemli tartışmalar yarattı.</p>

<p>Heceleri müzik düzeyinde uyumlu kullanmayı savundu. Bu tarzda yazdığı en iyi iki örnek "Yakazat-ı Leyliye" ve "Elhan-ı Şita" şiirleridir.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>Servet-i Fünûn kuşağında Tevfik Fikret'ten sonra şiirin en önemli ismidir. Sadece şiir değil nesirle de ilgilenen bir kalemdir. Nesirlerinde Raik Vecdi, Ahmet Peyman ve Dahhak-ı Mazlum, Hakkı Talip takma adlarını kullanmıştır.</p>

<p><strong>Cenap Şahabettin'in Sanat Hayatı şu evrelerden oluşur:</strong></p>

<p>Muallim Naci Etkisindeki Evre (İlk şiirler)<br />
Abdülhak Hamit Tarhan ve Recaizade Etkisindeki Evre (Yeni şiirlere yöneliş dönemi)<br />
Paris Yılları (Fransız şiirinin sanat algısını benimsediği dönem)<br />
Servet-i Fünûn dönemi<br />
1908 sonrası dönem</p>

<p><strong>Gazeteciliği</strong></p>

<p>1902- 1910 yılları arasında İttihat Terakki'nin çıkardığı Şurâ-yı Ümmet gazetesinin başyazarlarından biri olarak önemli yazılar kaleme almıştır.<br />
1908 sonrasında Tanin gazetesinin ünlü yazarlarından biridir.<br />
Hürriyet gazetesinin başyazarlığını yürütmüştür.<br />
Peyam-ı Sabah gazetesinde Milli Mücadele karşıtı yazılar kaleme almıştır.<br />
1908- 1914 yılları arasında Tanin, Tasvîr-i Efkâr ve Hak gazetelerinde günlük konular üzerinde yazdığı yazılardan bir derleme olarak Evrâk-ı Eyyâm adlı eseri yayımlanmıştır.<br />
Yahya Kemal, Evrâk-ı Eyyâm'ı bir "şaheser" olarak değerlendirmiştir.<br />
<br />
<strong>Cenap Şahabettin'in eserleri nelerdir?</strong></p>

<p><strong>Şiir:</strong></p>

<p>Tâmât (1887)<br />
Seçme Şiirleri (1934, ölümünden sonra)<br />
Bütün Şiirleri (1984, ölümünden sonra)<br />
Terâne-i Mehtap</p>

<p><strong>Tiyatro:</strong></p>

<p>Körebe (1917)<br />
Küçük Beyler<br />
Yalan</p>

<p><strong>Düzyazı:</strong></p>

<p>Hac Yolunda (1909)<br />
Evrak-ı Eyyam (1915)<br />
Afak-ı Irak (1917)<br />
Avrupa Mektupları (1919)<br />
Nesr-i Harp, Nesr-i Sulh ve Tiryaki Sözleri (1918)<br />
Vilyam Şekispiyer(1932)<br />
Tiryaki sözleri (Özdeyişler)<br />
Suriye Mektupları</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Edebiyat</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/cenap-sahabettin-kimdir-iste-eserleri-ve-hayati</guid>
      <pubDate>Thu, 29 Jul 2021 20:20:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/07/cenap-sahabettin.jpg" type="image/jpeg" length="35368"/>
    </item>
    <item>
      <title><![CDATA[Tevfik Fikret kimdir? İşte eserleri ve hayatı...]]></title>
      <link>https://www.habervakti.net/tevfik-fikret-kimdir-iste-eserleri-ve-hayati</link>
      <atom:link rel="self" href="https://www.habervakti.net/tevfik-fikret-kimdir-iste-eserleri-ve-hayati" type="application/rss+xml"/>
      <description><![CDATA[Servet-i Fünûn Dergisi'nin başına geçmesiyle birlikte yeni bir akımın başlamasını sağlayan Tevfik Fikret, döneminin en önemli yazarları arasındadır. İşte Tevfik Fikret'in hayatı...]]></description>
      <content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tevfik Fikret kimdir?</strong></p>

<p>26 Aralık 1867'de İstanbul Kadırga'da dünyaya geldi. Asıl ismi Mehmed Tevfik. 12 yaşında öksüz kaldı. Mahmudiye Rüşdiyesi'nde okudu.</p>

<p>1888'de Galatasaray Lisesi'ni (Mekteb-i Sultani) birincilikle bitirdi. Çeşitli görevlerde memurluk yaptı. Kuzeniyle evlendi. Ticaret Mekteb-i Âlisi'nde hat ve Fransızca dersleri verdi. 1891'de "Mirsad" dergisinin açtığı şiir yarışmasında birincilik kazanınca edebiyat çevrelerinde adını duyurdu. 1892'de Mekteb-i Sultani'ye Türkçe öğretmeni olarak atandı. 1894'te "Malumat" dergisini çıkaranlar arasında yer aldı.</p>

<p>1895'te hükümetin memur maaşlarında kesinti yapmasını protesto için görevinden ayrıldı. 1896'da Servet-i Fünun Dergisi'nin Yazıişleri Müdürlüğü'ne getirildi. Dergi onun döneminde Edebiyat-ı Cedide'nin yayın organı kimliği kazandı. Aynı yıl Türkçe öğretmeni olarak Robert Kolej'e girdi. Aydınlar üzerinde süren yoğun baskılar nedeniyle birkaç kez gözaltına alındı. Bir süre sonra dergideki görevinden ayrıldı. 1906'da Robert Kolej'in hemen yanında bir ev yaptırarak "Aşiyan" adını verdi. Eşi ve oğlu Halûk'la birlikte buraya yerleşti. 1908'de 2'nci Meşrutiyet'in ateşli savunucularından biri oldu. Hüseyin Kazım Kadri ve Hüseyin Cahit Yalçın'la birlikte "Tanin" gazetesini kurdu. Gazete İttihat ve Terakki'nin yayın organı haline getirilmek istenince karşı çıktı ve Tanin'den ayrıldı.</p>

<p>Mekteb-i Sultani Müdürlüğü'ne getirildi. 31 Mart Olayları'nı protesto için bu görevden de ayrıldı. Ama öğrencileri ve Maarif Nazırı Naili Bey'in ısrarlarıyla göreve döndü. 8 ay sonra yeni Maarif Nazırı Emrullah Efendi ile anlaşamayınca bir daha dönmemek üzere bu görevi bırakttı. İttihat ve Terakki iktidarına da karşı çıkarak Aşiyan'a çekildi. Ağır bir şeker hastalığına yakalanmıştı. Kolundan olduğu bir ameliyatın ardından 48 yaşında yaşamını yitirdi. Eyüp'teki aile mezarlığına defnedildi.</p>

<p>Küçük yaşlarda şiir yazmaya başladı. Başlangıçta Muallim Naci ile Recaizade Mahmut Ekrem şiirleri arasında uzunca bir arayış dönemi geçirdi. Daha sonra Fransız şiiriyle tanıştı. Özellikle François Coppe'den etkilenerek kendi şiirini yaratmaya koyuldu. Aşırı titiz tutumu, en küçük ayrıntılar üzerinde dikkatle durmasıyla kendine özgü bir üslup yarattı, döneminin tüm edebiyat ve şiiri üzerinde etkili oldu. Biçimsel kaygıları gözardı etmedi, sürekli yenilik aradı. 1900'de yayınlanan "Rübab-ı Şikeste"de toplumsal sorunlara ağırlık veren şiirlerin yanısıra, günlük konuşma diline yakın dille yazılmış şiirlerde vardı. Betimlemelerindeki ayrıntılı ustalığının ressamlığına bağlanır. Doğa şiirlerindeki doğayla uyumluluk da dikkat çeker. Oğlu Halûk'un şiirlerinde büyük etkisi oldu. 1911'de yayınlanan ikinci şiir kitabı "Halûk'un Defteri"ndeki şiirler, en umutlu ve iyimser şiirleridir. Bu şiirlerde oğluna ve Osmanlı gençliğine çalışkanlık, yurt sevgisi, hak ve hukuktan yana olma gibi erdemleri öğütledi.</p><div id="ad_121" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>
                                <div id="ad_121_mobile" data-channel="121" data-advert="temedya" data-rotation="120" class="mb-3 text-center"></div>

<p>1911'de basılan "Rübabın Cevabı"ndaki şiirlerde halkın acılarını, zorbalıkları, baskı ve haksızlıkları anlattı. Bu kitapta yer alan "Tarih-i Kadim'e Zeyl" başlıklı şiirde, kendisini eleştiren Mehmet Akif Ersoy'a yanıt verdi Din ve doğa konusundaki görüşlerini açıkladı. Kendisinin doğanın bir izleyicisi olduğunu söyledi. 1914'te yayınlanan "Şermin"de yalın bir dille yazılmış, kısa dizelerden kurulu, dolaysız bir anlatımın egemen olduğu şiirler yer alır. 30'lu yaşlarından sonra çevresindeki olumsuzluklardan oldukça etkilendi. Dünya görüşü, çağının koşullarını aştı. Özgürlük ve eşitliğe inandı. Sınıfsal çıkarlara dayalı yönetim biçimini eleştirdi, belli egemen sınıfların yönettiği devlete ve bu devletin koyduğu yasalara karşı çıktı. Özel yaşamında da katı bir ahlak anlayışı sürdürdü. İnsana büyük değer verdi. Ona göre tüm soruların üstesinden gelecek, mutlu yarınları hazırlayacak olan insandır. İnsanın üstünlüğünü sağlayan ise duyarlılığı ve sezgi gücünden çok düşünme gücü ve aklıdır.</p>

<p><strong>Tevfik Fikret'in Edebi Kişiliği</strong></p>

<p>Tevfik Fikret, 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren Tanzimat ruhuyla yetişen ve o ruhun edebiyatımıza kazandırmaya çalıştığı yeni değer yargılarıyla beslenen yenilikçi ve değişimci zihniyetin bir devamı olarak yüzyılın sonlarına doğru Türk edebiyatında adını duyurmaya başlamış bir sanatçıdır.</p>

<p>Servet-i Fünûn dergisi ile yeni bir edebi hareketin başlatılmasında gösterdiği liderlik vasfı, sanatı ile de aynı düzeyde bir seyir gösteren şairin bu dönemde kaleme aldığı şiirler, hem konu dağarcığı ile karşımıza çıkar hem de şiirinin kompozisyonu ile kendinden önce üstâdlarının çizdiği yolda yeni ve farklı bir oluşum göstermiştir.</p>

<p>Hocası Recaizade Mahmut Ekrem "Zerratdan şumûsa kadar her güzel şey şiirdir" demişti, Tevfik Fikret ise bu hükmü bir sanat ilkesi olarak aldı ve buradaki güzel kavramını kaldırarak "her şey" şiire konu olabilir ilkesini getirdi.</p>

<p>Bu dönemde Tevfik Fikret'in kaleme aldığı nesirleri de ayrıca dikkat çekici niteliktedir. Bu yazılar hem kendi sanat anlayışını yansıtması bakımından hem de Serve-i Fünûn hareketinin edebiyat ve sanat anlayışını dile getirmesi bakımından ayrı bir önem taşımaktadır.</p>

<p>Tevfik Fikret'in 1901 sonrası kaleme aldığı şiirlerinde büyük bir değişim gözlenir. Servet-i Fünûn yıllarında daha ılımlı, daha yumuşak bir üslûpla şiirler yazan sanatçı topluluğun dağılması ve ilk inziva günlerinin yarattığı ruh hali ile daha sert ve daha yüksek bir perdeden siyasi şiirler ile karşımıza çıkmaktadır. Bunun ilk örneğini "Sis" ile veren şair ölümüne kadar yazdığı şiirlerde hep bu üslubu korumuştur. (Şermin hariç)</p>

<p>Tevfik Fikret, nazım biçimi, nazım tekniği gibi konularda üstün bir hassasiyet duygusu taşırken dil konusunda böyle bir tutum sergilememiştir. Araştırmacılar Tevfik Fikret'in şiirini canlı kılacak hatta yaşatacak bir Türkçenin kaygısının hiç çekmediğini sık sık dile getirmişlerdir. Bunun sonucu olarak da dildekieski söyleyişe ve kendilerinin yarattığı yeni terkiplere aşırı yönelme ve bağlanma şiirinde ortaya koymaya çalıştığı tüm yeni değerleri ve yargıları ikinci plana atmıştır.</p>

<p>Ferda, Millet Şarkısı, Hân-ı Yağma, Halûk'un Vedâ'ı Tevfik Fikrenin yalın ve anlaşılır bir Türkçeye yöneldiği meşhur şiirleridir.</p>

<p><strong>Tevfik Fikret'in Sanat Anlayışı</strong></p>

<p>Rübâb-ı Şikeste -&gt; "sanat için sanat"<br />
Halûk'un Defteri -&gt; geçiş süreci eseridir. Bu eseriyle birlikte toplumcu şiire "yönelimi" söz konusudur. Ferda Promete, gibi meşhur şiirleri bu kitaptadır.<br />
Rübâbın Cevabı -&gt; "Toplum için sanat"</p>

<p><strong>Tevfik Fikret'in Eserleri nelerdir?</strong></p>

<p>Rübab-ı Şikeste (1900-1984)<br />
Haluk'un Defteri (1911-1984)<br />
Rübabın Cevabı (1911-1945)<br />
Şermin (1914-1983)<br />
Tarih-i Kadim (1905)<br />
Son Şiirler (1952. Yay. Haz. Cevdet Kudret)</p></p><div class="article-source py-3 small ">
                </div>
]]></content:encoded>
      <category>Edebiyat</category>
      <guid>https://www.habervakti.net/tevfik-fikret-kimdir-iste-eserleri-ve-hayati</guid>
      <pubDate>Thu, 29 Jul 2021 18:24:00 +0300</pubDate>
      <enclosure url="https://habervaktinet.teimg.com/crop/1280x720/habervakti-com/uploads/2021/07/tevfik-fikret.jpg" type="image/jpeg" length="80646"/>
    </item>
  </channel>
</rss>
